KKTC’de zam furyası hız kesmiyor. Asgari ücretlinin “biraz olsun nefes alırım” dediği yeni ücret düzenlemesinin üzerinden henüz haftalar geçmişken, akaryakıt pompası bir kez daha değişti.
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle 95 oktan benzin 64,12 TL’den 68,12 TL’ye, 98 oktan benzin 65,12 TL’den 69,12 TL’ye, Euro Diesel ise 63 TL’den 67 TL’ye yükseldi. Gazyağı 71,43 TL’de kaldı. Yeni fiyatlar yarından itibaren geçerli olacak.
Üstelik bu, yaz dönemindeki ilk artış değil. 31 Temmuz’da benzine ve Euro Diesel’e 3 TL zam yapılmış, 95 oktan 64,12 TL’ye, Euro Diesel ise 63 TL’ye çıkarılmıştı. Şimdi gelen yeni 4 TL’lik artışla birlikte, 1 Temmuz’daki asgari ücret düzenlemesinden bu yana 95 oktan benzinin fiyatı 61,12 TL’den 68,12 TL’ye, Euro Diesel ise 60 TL’den 67 TL’ye yükselmiş oldu. Bu, yaklaşık yedi haftada akaryakıtta yüzde 11’in üzerinde artış anlamına geliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 1 Temmuz 2026’dan itibaren asgari ücret brüt 70 bin 893 TL, net 61 bin 677 TL olarak uygulanıyor. Ancak maaşa yapılan artışın ardından kira, market ve şimdi de akaryakıtın peş peşe yükselmesi, çalışan açısından asıl soruyu değiştirmiyor:
Maaşa zam yapılıyor da o maaşın alım gücünü kim koruyacak?
KKTC İstatistik Kurumu’nun Temmuz verileri de hayat pahalılığının kâğıt üzerinde kalmadığını gösteriyor. Tüketici fiyatları yalnızca bir ayda yüzde 2,90, yıl başından itibaren yüzde 20,34, yıllık bazda ise yüzde 38,10 arttı.
Elbette dünya petrol fiyatları, döviz kuru ve bölgesel krizlerin KKTC gibi dışa bağımlı bir ekonomiyi etkilemesi kaçınılmaz. Ancak hükümetin görevi de her maliyet artışını vatandaşın deposuna, market sepetine ve cebine olduğu gibi göndermekten ibaret olamaz. Vatandaşın ihtiyacı zamları Resmi Gazete’den öğrenmek değil, hayat pahalılığını frenleyecek gerçek bir ekonomi politikası görmek.
Akaryakıttaki artış yalnızca otomobil sahibini vurmaz. Nakliyeyi, market rafını, tarımsal üretimi, dağıtımı ve hizmet sektörünü de etkileyerek yeni fiyat artışlarının kapısını aralayabilir. Ekonomistler de daha önce akaryakıt zamlarının taşımacılık, üretim ve gıda üzerinden zincirleme enflasyon baskısı yaratabileceğine dikkat çekmişti.
Hükümete artık şu soruyu sormanın zamanı:
Asgari ücreti artırıp birkaç hafta sonra vatandaşın cebinden akaryakıt, market ve kira yoluyla geri almak nasıl bir alım gücü politikasıdır?
Bugün mesele benzinin 4 TL daha pahalı olması değil. Mesele, çalışanın kazandığı her artışın daha cebine yerleşmeden yeni zamlarla paylaşılmasıdır.
Vatandaş maaşını büyüyen rakamlarda değil, deposuna koyabildiği benzinde, marketten alabildiği poşette ve ay sonunda cebinde kalan parada ölçüyor.
Ve soru giderek daha yüksek sesle soruluyor: