<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Topuz Gazetesi</title>
    <link>https://www.topuzgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/yemek" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her Hakkı Saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 19:19:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/yemek"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluğumuzun kahvaltı sofraları nereye gitti?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/cocuklugumuzun-kahvalti-sofralari-nereye-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/cocuklugumuzun-kahvalti-sofralari-nereye-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ben hatırlarım, ilkokul çağlarımda sabahın erken saatlerinde annem önce sobayı yakardı. Evin içine yayılan o sıcaklık, güne başlamanın ilk işareti olurdu. Ardından hemen küçük bir yer sofrası kurulurdu. Öyle gösterişli sofralar değil; bazen sadece ekmek yağlanır, üzerine annemin kendi yaptığı reçel sürülürdü. Yanında da mutlaka bir bardak organik süt olurdu. Ne olursa olsun, o kahvaltı mutlaka yapılırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>O zamanlar kahvaltı sadece yemek yemek değildi. Sabahın telaşı içinde bile bir araya gelmekti. Annemin “Önce kahvaltını yap” sesi hâlâ kulaklarımda. Çünkü güne aç başlanmazdı, evden tok ve huzurlu çıkmak önemliydi.</p>

<p>Hafta sonları ise bambaşka olurdu. Sofra biraz daha büyür, çeşit biraz daha artardı. Menemen, yumurta, patates kızartması olmazsa olmazdı. Demlenen çayın kokusu bütün evi sarardı. Uzun uzun oturulan, acele edilmeyen, sohbet edilen kahvaltılar vardı evimizde. Saatler geçse de kimse masadan hemen kalkmazdı.</p>

<p>Bugün ise hayat çok daha hızlı. Sabahlar alarm sesiyle başlıyor, çoğu zaman bir kahveyle geçiştiriliyor. Kahvaltı sofraları küçüldü, sohbetler azaldı, birlikte geçirilen o sakin anlar neredeyse unutuldu.</p>

<p>Belki de değişen sadece kahvaltı değil; yaşamın kendisi. Eskiden az şeyle daha çok mutlu olabiliyorduk. Şimdi ise her şey daha hızlı ama sanki daha eksik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazen insan en çok, o soba başında kurulan küçük yer sofrasını özlüyor. Çünkü en güzel kahvaltılar, en zengin sofralarda değil; en samimi evlerde kuruluyordu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/cocuklugumuzun-kahvalti-sofralari-nereye-gitti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/04/ozge/rjkhr-1.png" type="image/jpeg" length="81212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güney Kıbrıs’ta şap alarmı: Hellim ihracatı riskte]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/guney-kibrista-sap-alarmi-hellim-ihracati-riskte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/guney-kibrista-sap-alarmi-hellim-ihracati-riskte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kıbrıs’ta yayılan şap hastalığı, ülkenin en önemli ihracat ürünlerinden biri olan hellimi ve Avrupa Birliği Ortak Pazarı’ndaki konumunu tehdit ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rum yönetimi, Avrupa Birliği yetkilileriyle peş peşe yaptığı toplantıların ardından, hastalığın yayıldığı çiftliklerdeki hayvanların toplu itlafının derhal tamamlanması ve AB protokollerinin eksiksiz uygulanması kararı aldı.</p>

<p>Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, AB direktiflerine uyulmamasının ülkenin Ortak Pazar’dan çıkmasına kadar gidebileceği uyarısında bulunarak, böyle bir durumun hellim başta olmak üzere tarımsal ürünlerin ihracatı ile turizm ve hizmet sektörüne ağır darbe vuracağını söyledi. Hristodulidis, uzun vadeli çıkarlar için bugün zor kararlar alınması gerektiğini belirterek şap bulaşan çiftliklerde itlaf işlemlerinin hızla tamamlanacağını açıkladı.</p>

<p>Rum yönetimi ayrıca KKTC’deki şap hastalığı yönetimine de değinerek, kuzeydeki denetimsizliğin yayılma riski oluşturduğunu iddia etti. Rum Sözcü Konstantinos Letimbiotis, Avrupa Komisyonu ile yakın temas halinde olduklarını ve KKTC sınırına yakın bölgeler için ek hukuki ve prosedürel önlemler üzerinde çalıştıklarını ifade etti.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Sağlık ve Hayvan Refahı Komiseri Oliver Varhelyi de Güney Kıbrıs’ta yaptığı temasların ardından sert uyarılarda bulundu. Varhelyi, veteriner protokollerine tam uyumun sektörün ayakta kalmasının tek yolu olduğunu belirterek AB kararlarının siyasi değil bilimsel temellere dayandığını vurguladı.</p>

<p>Varhelyi, alınan kararların uygulanmaması halinde Kıbrıs’ın Ortak Pazar’dan çıkarılabileceğini ve bunun hellim gibi ürünlerin ihracatı ile turizme yıkıcı etkiler yapacağını söyledi. Etkilenen tüm hayvanların itlaf edilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda adanın hayvancılık faaliyetlerinin yıllarca durma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirten Varhelyi, önlemlerin titizlikle uygulanması halinde krizin yaz sezonuna kadar kontrol altına alınabileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rum siyasi partileri de hükümetin süreci yönetme biçimini eleştirdi. AKEL ve DİSİ, Hristodulidis’in şap hastalığıyla ilgili protokollerin değişmeyeceğini aralık ayından beri bildiğini ancak hayvancılara farklı mesajlar verdiğini savundu. DİKO itidal çağrısı yaparken, EDEK ve DİPA ise Avrupa Komisyonu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hızlı hareket edilmesi gerektiğini belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/guney-kibrista-sap-alarmi-hellim-ihracati-riskte</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/ozge/hytr4ty.png" type="image/jpeg" length="40750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazimağusa’da döner severlere yeni adres]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/gazimagusada-doner-severlere-yeni-adres</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/gazimagusada-doner-severlere-yeni-adres" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazimağusa’da Larnaka yolu üzerinde hizmete giren Döner Evi, kısa sürede bölge halkının ilgisini çekti. Uygun fiyatları ve sunduğu lezzetlerle dikkat çeken işletme, açıldığı günden bu yana yoğun müşteri ilgisi görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük ve taze ürünlerle hazırlanan döner çeşitlerinin sunulduğu işletmede hızlı servis ve kaliteli hizmet anlayışı ön planda tutuluyor. Özellikle bölgeden geçenlerin uğrak noktalarından biri haline gelen Döner Evi, Gazimağusa’da yeni bir lezzet alternatifi olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşletmenin uygun fiyat politikası ve kaliteli ürünleriyle müşteri memnuniyetini ön planda tutmayı hedeflediği belirtildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/gazimagusada-doner-severlere-yeni-adres</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/ozge/h-t-e-r-t-h.png" type="image/jpeg" length="46760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan sofraları eskisi gibi mi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-sofralari-eskisi-gibi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-sofralari-eskisi-gibi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan gelince eskiden evlerin içi bir başka olurdu. Daha öğleden tencere kaynamaya başlar, mutfaktan gelen kokular sokağa taşardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anneler telaşlı ama mutluydu. Çocuklar iftar saatini sorup dururdu. Sofra sadece yemek için değil, bir araya gelmek içindi.</p>

<p>Eskiden iftar sofraları kalabalıktı. Hala, teyze, komşu, kim varsa çağrılırdı. Masada çeşit boldu ama gösteriş yoktu. Bir çorba, bir tencere yemeği, pilav, salata… Yetiyordu. Çünkü sofranın tadı yemekten değil, muhabbetten gelirdi. Bir tabak börek komşuya gönderilir, karşılığında bir tabak tatlı gelirdi. Ramazan paylaşmaktı.</p>

<p>Şimdi sofralar daha sessiz. Aynı evin içinde bile herkesin elinde bir telefon var. İftar saati geliyor, ezan okunuyor, dua ediliyor ama o eski kalabalık pek yok. Misafir çağırmak eskisi kadar kolay değil. Hem hayat pahalı hem de insanlar daha yorgun. Markete gidince fiyatlara bakıp menüyü ona göre planlıyoruz. İftar menüsü artık biraz da bütçe hesabı.</p>

<p>Bir de işin sosyal medya tarafı var. Gösterişli masalar, süslü tabaklar, uzun iftar menüleri… Sanki Ramazan biraz yarışa dönmüş gibi. Oysa kimse kimseyle yarışmıyordu eskiden. Sofrada ne varsa oydu. Önemli olan niyetti.</p>

<p>Ama her şey bitti mi? Hayır. Hâlâ ezan okunurken içimizi kaplayan o huzur aynı. Hâlâ ilk yudum suyun tadı değişmedi. Hâlâ hurma ağza atıldığında aynı şükür var. Belki sofralar küçüldü ama anlamı küçülmek zorunda değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan biraz da hatırlamak demek. Paylaşmayı, sabretmeyi, bir lokmanın kıymetini bilmeyi… Belki eskisi gibi kalabalık değiliz ama yeniden kapıyı çalıp komşuya bir tabak uzatmak bizim elimizde.</p>

<p>Belki mesele sofranın büyüklüğü değil, kalbin genişliği. Ramazan sofraları eskisi gibi mi bilmiyorum ama eskisi gibi olması için hâlâ geç değil.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-sofralari-eskisi-gibi-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/ozge/j-t-u-r-r-1.png" type="image/jpeg" length="88185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sokak lezzetleri kültürü: hijyen mi, hafıza mı?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/sokak-lezzetleri-kulturu-hijyen-mi-hafiza-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/sokak-lezzetleri-kulturu-hijyen-mi-hafiza-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir şehrin ruhu çoğu zaman lüks restoranlarda değil, kaldırım kenarındaki tezgâhta saklıdır. Simitçinin sesi, midyecinin kovası, akşam saatlerinde dumanı yükselen kokoreç arabası… Sokak lezzetleri yalnızca hızlı atıştırmalık değil, şehir kültürünün canlı bir parçasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak son yıllarda sokak lezzetleri üzerine hararetli bir tartışma var: Hijyen standartları mı öncelikli olmalı, yoksa bu kültürel miras korunmalı mı? Elbette sağlık vazgeçilmezdir. Denetim şarttır. Fakat mesele yalnızca “yasaklamak” ya da “serbest bırakmak” kadar basit değildir.</p>

<p>Sokak lezzetleri dar gelirli esnaf için bir geçim kaynağıdır. Aynı zamanda öğrencinin, çalışanın, gece mesaisinden çıkanın hızlı ve ulaşılabilir yemeğidir. Ekonomik gerçeklik bu kültürü besler. Üstelik bu tezgâhlar, şehrin sosyal hafızasının da bir parçasıdır. Birçok insan için ilk kokoreç deneyimi ya da ilk ıslak hamburger, bir gençlik hatırasıdır.</p>

<p>Burada asıl soru şudur: Düzenleme ile kültürü nasıl dengeleyebiliriz? Sokak lezzetlerini tamamen kayıt dışı bırakmak da, aşırı bürokrasiyle boğmak da çözüm değildir. Eğitimli üretim, temel hijyen standartları ve makul denetim mekanizmaları ile hem sağlık korunabilir hem de bu kültür yaşatılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gastronomi yalnızca şık sunumlu tabaklardan ibaret değildir. Kaldırım kenarında ayakta yenilen bir dürüm de gastronominin parçasıdır. Çünkü gastronomi, toplumun yeme biçimidir. Ve sokak, bu biçimin en samimi sahnesidir.</p>

<p>Belki de yapmamız gereken şey, sokak lezzetlerini küçümsemek yerine onları geliştirmektir. Standartları yükseltirken ruhunu kaybettirmemek… Çünkü bazı tatlar, sadece bir tarif değil; bir şehrin hafızasıdır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/sokak-lezzetleri-kulturu-hijyen-mi-hafiza-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/g-t-r-t-t-r.png" type="image/jpeg" length="87163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan pidesinin anlattıkları]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-pidesinin-anlattiklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-pidesinin-anlattiklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayı denince akla ilk gelenlerden biri hiç kuşkusuz sıcak ramazan pidesidir. Fırın önlerinde uzayan kuyruklar, iftara dakikalar kala yükselen susam kokusu ve elde taşınan o yuvarlak, sıcacık ekmek… Ramazan pidesi sadece bir yiyecek değildir; bir bekleyiştir, bir heyecandır, bir hatıradır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumuzda iftara yakın saatlerde “Hadi pideyi al gel” denilerek sokağa gönderilirdik. Fırının önünde beklerken herkes birbirine saat sorar, kimisi oruçlu sabrını sınar, kimisi de sıcak pidelerin tepsiye dizilişini izlerdi. O anlarda mahalle olmanın, aynı sofraya yetişme telaşını paylaşmanın ayrı bir tadı vardı.</p>

<p>Ramazan pidesi aslında paylaşmanın simgesidir. İftar sofralarında ilk koparılan parça çoğu zaman yanındakine uzatılır. Bir tabak çorba, birkaç hurma ve ortada bir pide… Sofranın zenginliği bazen çeşitlerde değil, o pidenin etrafında toplanan kalplerdedir.</p>

<p>Son yıllarda ise ramazan pidesi başka bir tartışmanın da merkezinde. Fiyatı konuşuluyor, gramajı konuşuluyor, “Bu yıl küçüldü mü?” soruları soruluyor. Oysa pidenin değeri sadece kaç gram olduğunda değil; kaç anıyı taşıdığında gizli. Yine de hayatın gerçekleri var. Ekonomik sıkıntılar sofraları etkiliyor. Belki de bu yüzden ramazan pidesi artık sadece bir lezzet değil, geçim derdinin de göstergesi haline geliyor.</p>

<p>Ama tüm bunlara rağmen iftara yakın o sıcaklık değişmiyor. Fırından yeni çıkmış, üstü kızarmış, susamı hafifçe dökülen bir pideyi iki elinizle tutarken içinizde aynı duygu beliriyor: Ramazan geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan pidesi bize sabrı hatırlatıyor. Beklemeyi, şükretmeyi, paylaşmayı… Ve belki de en çok şunu söylüyor: Aynı sofrada olabildiğimiz sürece eksik değiliz.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ramazan-pidesinin-anlattiklari</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/g-r-g-t-r-2.png" type="image/jpeg" length="88777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev yapımı tiramisu lezzeti]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ev-yapimi-tiramisu-lezzeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ev-yapimi-tiramisu-lezzeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tiramisu, 1960’lı yıllarda İtalya’nın Veneto bölgesinde ortaya çıktığı kabul edilen bir tatlıdır. İsmi İtalyanca “beni yukarı çek” ya da “beni neşelendir” anlamına gelen tirami sù ifadesinden gelir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Rivayete göre kahve ve kakaonun enerji verici etkisi nedeniyle bu isim verilmiştir. Bazı anlatımlarda ise yeni evli çiftlere güç vermesi için hazırlandığı söylenir.</p>

<p><strong>Neden özel?</strong><br />
Kahveye batırılmış kedi dili bisküvileri, mascarpone peyniri ve kakao ile yapılan bu tatlı, hem hafif hem yoğun aromalıdır. Pişirilmeden hazırlanması da onu pratik ama zarif bir tatlı yapar.</p>

<p>Tiramisu tarifi</p>
</article>

<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3>Malzemeler</h3>

<p>2 paket kedi dili bisküvi<br />
2 su bardağı sıcak su<br />
2 yemek kaşığı granül kahve<br />
3 yemek kaşığı toz şeker</p>

<p>Kreması için:<br />
400 gram mascarpone peyniri<br />
1 paket krema (200 ml)<br />
1 su bardağı pudra şekeri<br />
1 paket vanilin</p>

<p>Üzeri için:<br />
2 yemek kaşığı kakao</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yapılışı</h3>

<p>Önce sıcak suyun içine granül kahve ve toz şekeri ekleyip karıştırın ve soğumaya bırakın.</p>

<p>Bir kapta krema ve pudra şekerini çırpın. Ardından mascarpone ve vanilini ekleyip pürüzsüz kıvam alana kadar çırpmaya devam edin.</p>

<p>Kedi dillerini hazırladığınız kahveli karışıma hızlıca batırıp çıkarın ve borcama tek sıra halinde dizin.</p>

<p>Üzerine kremanın yarısını yayın. Aynı işlemi bir kat daha yapın.</p>

<p>Son katın üzerine kremayı sürdükten sonra bolca kakao eleyin.</p>

<p>Buzdolabında en az 4 saat, mümkünse bir gece dinlendirin.</p>

<p>Dilimleyerek servis yapın.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ev-yapimi-tiramisu-lezzeti</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 23:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/hrygterwgrew.png" type="image/jpeg" length="57555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeytinyağı bitti imam bayıldı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/zeytinyagi-bitti-imam-bayildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/zeytinyagi-bitti-imam-bayildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rivayete göre genç bir imam, zeytinyağı tüccarının kızıyla evlenir. Kızın çeyizi dillere destandır; küpler dolusu zeytinyağı vardır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelin, her gün patlıcanlı zeytinyağlı yemek yapar. İmam her gün aynı yemeği büyük bir iştahla yer. Bir gün yemek gelmez. İmam sorar: “Bugün neden yok?”<br />
Cevap kısadır: “Zeytinyağı bitti.”<br />
İmam ya üzüntüden ya da bu gerçeği duyunca… bayılır.<br />
Yemek o gün bugündür bu adla anılır.</p>

<hr />
<h3>Malzemeler</h3>

<ul>
 <li>
 <p>4 adet patlıcan</p>
 </li>
 <li>
 <p>3 adet soğan</p>
 </li>
 <li>
 <p>4 diş sarımsak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>3 adet domates</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı zeytinyağı</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 tatlı kaşığı tuz</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay kaşığı şeker</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım çay bardağı su</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h3>Yapılışı</h3>

<p>Patlıcanları alacalı soy, tuzlu suda beklet. Soğanları ince ince doğra, zeytinyağında ağır ağır kavur. Sarımsak ve domatesi ekle. Tuz ve şekeri koy. Patlıcanları kızart, ortalarını aç, harcı doldur. Tencereye diz, suyunu ekle. Kısık ateşte sessizce pişsin. Soğuyunca daha da güzelleşir.</p>

<hr />
<h3>Küçük not</h3>

<p>Bu yemek sıcak değil, soğuk yenir. Tıpkı bazı duygular gibi; zaman geçince tadı oturur.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/zeytinyagi-bitti-imam-bayildi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/r-t-t-e-3.png" type="image/jpeg" length="24596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keşkek yüzyıllardır dayanışmanın ve sabrın yemeği]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/keskek-yuzyillardir-dayanismanin-ve-sabrin-yemegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/keskek-yuzyillardir-dayanismanin-ve-sabrin-yemegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu’nun en eski tören yemeklerinden biri olan keşkek, yalnızca bir lezzet değil, ortak emekle pişen güçlü bir kültürel miras olarak kabul ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düğünlerde, asker uğurlamalarında ve bayram sofralarında yer alan keşkek, yapılış süreciyle de birlik ve paylaşmayı simgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keşkeğin hikâyesi Orta Asya’ya kadar uzanıyor. Türklerin göç yolculuğunda buğday ve et gibi temel gıdalarla hazırlanan bu yemek, Anadolu’da zamanla tören yemeğine dönüştü. Büyük kazanlarda saatlerce pişirilmesi ve piştikten sonra tahta tokmaklarla dövülmesi, yemeğin en dikkat çekici aşaması oldu. Bu dövme işlemi çoğu yerde imece usulüyle yapılırken, ortaya çıkan sesler köyün bayramda olduğunu haber veren bir işaret olarak görüldü.</p>

<p>Keşkek, sabrı temsil eden bir yemek olarak biliniyor. Çünkü ne kadar acele edilirse edilsin, keşkek yavaş pişmeden kıvamını bulmuyor. Bu yönüyle “beklemeyi bilenin yemeği” olarak anılıyor.</p>

<p>Keşkek tarifi de geleneksel sadeliğini koruyor. Temel malzemeler değişmese de yöreden yöreye küçük farklar görülebiliyor.</p>

<p>Keşkek için gerekli malzemeler arasında dövme buğday, kemikli et ya da tavuk, su, tuz ve üzeri için tereyağı ile kırmızı biber yer alıyor.</p>

<p>Yapılışına bakıldığında, buğday bir gece önceden ıslatılıyor. Ertesi gün et ve buğday büyük bir tencereye alınıyor, üzerini geçecek kadar su ekleniyor. Kısık ateşte uzun süre pişirilen karışım, buğdaylar tamamen açılıp et lif lif ayrılana kadar kaynatılıyor. Ardından et kemiklerinden ayrılıyor ve karışım tokmak ya da tahta kaşıkla dövülerek pürüzsüz hale getiriliyor. Servis öncesi tereyağında kızdırılan kırmızı biber üzerine gezdiriliyor.</p>

<p>Yüzyıllardır sofralarda yer alan keşkek, bugün de sadece karın doyuran bir yemek değil, birlikte üretmenin ve paylaşmanın simgesi olarak yaşatılmaya devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/keskek-yuzyillardir-dayanismanin-ve-sabrin-yemegi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/r-t-r-t-e-7.png" type="image/jpeg" length="65599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekmek kokan evler hiç yoksul değildir]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ekmek-kokan-evler-hic-yoksul-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ekmek-kokan-evler-hic-yoksul-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekmek kokan evler hiç yoksul değildir. Çünkü o koku, sadece pişen hamurun değil, paylaşılan sofraların, bölüşülen lokmaların ve içten gelen bir bereketin habercisidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekmek deyince aklıma hep rahmetli anneannem gelir. Onun evinde sac ocağı vardı. Hamuru hemen yoğurur, taşmasını sabırla beklerdi. Kıvamını göz kararı tuttururdu. Hamur öyle güzel kabarırdı ki sanki nefes alırdı.</p>

<p>Sacın üstünde bazlamalar pişerdi. Bacadan dumanlar yükselir, bütün mahalleyi ekmek kokusu sarardı. O koku sadece açlığı değil, içimizi de doyururdu.</p>

<p>Yaptığı her ekmeği mutlaka paylaşırdı. Yoldan geçenle, komşuyla, kapıyı çalanla. Biz çocukların eline sıcak ekmekleri verir, komşulara götürmemizi isterdi. Ekmek sadece yenmezdi. Ekmek dolaşırdı. Kapı kapı gezerdi.</p>

<p>Cizleme yapardı. Tadı hâlâ damağımda. Aradan yıllar geçti ama o ekmek kokusu hafızamda ilk günkü gibi durur.</p>

<p>Gastronominin en temel kuralı aslında budur: malzemeye saygı. Un, su, tuz ve zaman. Hepsi bu. Ama doğru yoğrulmazsa hamur kalır, doğru beklemezse kabarmaz, doğru pişmezse ruhu olmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün bakıyorum da ekmek var ama ekmek kültürü eskisi kadar yok gibi. Fırından alınıp poşete giren sıradan bir ürüne dönüştü. Oysa bir zamanlar ekmek, evin kokusuydu. Mahallenin ortak hatırasıydı.</p>

<p>Belki de bu yüzden, ekmek kokusu bana hep çocukluğu hatırlatır. Ve çocukluk, en çok anneanne evinde saklıdır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ekmek-kokan-evler-hic-yoksul-degildir</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/ozge/g-f-g-f-g-8.png" type="image/jpeg" length="60093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşure;Bereket ve paylaşma tatlısı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/asurebereket-ve-paylasma-tatlisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/asurebereket-ve-paylasma-tatlisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rivayete göre büyük tufandan sonra Nuh’un gemisi karaya oturduğunda gemide kalan erzaklar tükenmişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çuvalların dibinde ne kaldıysa bir araya getirildi. Bir avuç buğday, biraz nohut, biraz fasulye, kuru üzüm, incir, nar…</p>

<p>Hepsi aynı kazana girdi.<br />
Hiçbiri tek başına yeterli değildi.<br />
Birlikte doyurdular.</p>

<p>O gün pişen yemek, yokluktan doğan bereket oldu. Adına aşure dendi.</p>

<p>Bu yüzden aşure karışıktır. Çünkü hayat karışıktır.<br />
Bu yüzden aşure tatlıdır. Çünkü umut tatlıdır.<br />
Bu yüzden aşure paylaşılır. Çünkü insan tek başına yetmez.</p>

<p>Anadolu’da aşure pişti mi kapılar çalınır. Küçük kaseler komşulara gider. Kimse “Ben yaptım, ben yedim” demez. Çünkü aşurenin ruhu paylaşmaktır.</p>

<p>Aşure, farklılıkların aynı tencerede uyumla kaynadığı yemeğin adıdır.<br />
İçindeki her malzeme ayrı renktir ama ortaya tek bir tat çıkar.</p>

<p>Bu yüzden aşure sadece mutfakta değil, kültürde de pişer.<br />
Yüzyıllardır.</p>

<p></p>

<article dir="auto" tabindex="-1">
<h3>Malzemeler</h3>

<ul>
 <li>
 <p>2 su bardağı aşurelik buğday</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı nohut</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı kuru fasulye</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı pirinç</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 su bardağı kuru kayısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 su bardağı kuru incir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı kuru üzüm</p>
 </li>
 <li>
 <p>1,5 su bardağı toz şeker</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 portakal kabuğu rendesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>8–10 su bardağı su</p>
 </li>
 <li>
 <p>Üzeri için nar, ceviz, tarçın, fındık</p>
 </li>
</ul>

<h3>Yapılışı</h3>

<ol>
 <li>
 <p>Buğday, nohut ve fasulyeyi bir gece önceden ayrı kaplarda ıslatın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nohut ve fasulyeyi ayrı tencerelerde haşlayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Buğdayı büyük bir tencereye alın, üzerini geçecek kadar su ekleyin ve yumuşayana kadar kaynatın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Pirinci ekleyin ve pişirmeye devam edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Haşlanmış nohut ve fasulyeyi tencereye katın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Küp doğranmış kayısı, incir ve üzümü ekleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekeri ve portakal kabuğu rendesini ilave edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kıvam alana kadar kaynatın. Gerekirse sıcak su ekleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaselere paylaştırın. Üzerini nar, ceviz ve tarçınla süsleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ilık ya da soğuk servis edin.</p>
 </li>
</ol>
</article>

<article dir="auto" tabindex="-1"></article></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/asurebereket-ve-paylasma-tatlisi</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/h-r-y-r-5.png" type="image/jpeg" length="73919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Höşmerimin mutfaktan sofraya uzanan hikayesi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hosmerimin-mutfaktan-sofraya-uzanan-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hosmerimin-mutfaktan-sofraya-uzanan-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Höşmerim, Anadolu’nun en eski sütlü tatlılarından biridir. En çok Balıkesir ve çevresiyle anılsa da, Trakya’dan Ege’ye uzanan geniş bir coğrafyada benzer biçimleri yapılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rivayete göre adı, taze tatlıyı tadan ev sahibinin eşine sorduğu “<strong>Hoş mu, erim?</strong>” sözünden gelir; cevap “hoş” olunca tatlının adı da böyle kalır.<br />
Köylerde yeni sağılmış sütle, bayramlarda, düğünlerde ve misafir geldiğinde yapılır; sıcak servis edilmesi makbuldür. Emek ister ama karşılığını fazlasıyla verir.</p>

<hr />
<h2>Höşmerim tarifi (klasik Balıkesir usulü)</h2>

<h3>Malzemeler</h3>

<ul>
 <li>
 <p>1 litre süt (tercihen taze)</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 su bardağı irmik</p>
 </li>
 <li>
 <p>100 gram tereyağı</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 su bardağı toz şeker</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay kaşığı tuz</p>
 </li>
 <li>
 <p>Üzeri için isteğe bağlı: toz fıstık veya tarçın</p>
 </li>
</ul>

<h3>Yapılışı</h3>

<ol>
 <li>
 <p>Sütü geniş bir tencereye alın, kaynamaya başlayınca tuzu ekleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İrmiği yavaş yavaş ilave edin, topaklanmaması için sürekli karıştırın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karışım koyulaşıp helva kıvamına gelince tereyağını ekleyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kısık ateşte, yağını salıp rengi hafifçe dönene kadar karıştırarak pişirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekeri ekleyin, şeker eriyip karışım parlak bir kıvam alınca ocaktan alın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sıcak olarak servis edin, üzerine isteğe göre fıstık ya da tarçın serpin.</p>
 </li>
</ol>

<h3>Püf noktaları</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Sürekli karıştırmak şart; dibi kolay tutar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Rengi açık altın sarısı olmalı, fazla kızartırsanız sertleşir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>En güzeli sıcakken yenir.</p>
 </li>
</ul></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hosmerimin-mutfaktan-sofraya-uzanan-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/hytyy.png" type="image/jpeg" length="32659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zmash Burger’e inceleme başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/zmash-burgere-inceleme-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/zmash-burgere-inceleme-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Ticaret Bakanlığı, son dönemde uyguladığı sıra dışı satış yöntemleriyle gündeme gelen Zmash Burger isimli fast food işletmesi hakkında inceleme başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da faaliyet gösteren işletmenin, günde yalnızca sınırlı sayıda müşteriye hizmet verdiği, mekâna giriş için daha önce deneyim yaşamış bir müşterinin referansının gerektiği ve yemeklerin belirli kurallara bağlı olarak servis edildiği yönündeki iddialar kamuoyunda tartışma yarattı.</p>

<p>İddialara göre, mekânda yemeğe başlama zamanı müşterinin inisiyatifinde değil. Uygulanan kum saati yöntemi nedeniyle, kum tamamen dolmadan yemeğe başlanmasına izin verilmiyor. Menüde yer alan ürünlerin de farklı kurallara tabi olduğu öne sürülüyor.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı, söz konusu uygulamaları satıştan kaçınma ve haksız ticari uygulama kapsamında değerlendirmeye aldı. Yapılan ön incelemede, işletmenin müşteri seçtiği yönünde bulgular bulunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuya ilişkin açıklama yapan Ticaret Bakanlığı Basın Danışmanı Bekir Kaplan, 6502 sayılı Kanun çerçevesinde inceleme sürecinin başlatıldığını duyurdu. Kaplan, işletmelerin keyfi biçimde satıştan kaçınmasının ve müşteri seçmesinin adil ticaret düzenine aykırı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Denetim sonuçlarına göre gerekli idari işlemlerin uygulanacağı bildirildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE, YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/zmash-burgere-inceleme-baslatildi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/fvdfd.png" type="image/jpeg" length="17951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayat ekmek köftesi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/bayat-ekmek-koftesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/bayat-ekmek-koftesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yemek yokluktan doğmuştur ama utanmaz. Akşamüstü mutfakta kimse “Ne pişireceğiz?” demez, sadece bayat ekmekler masaya çıkarılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Annem ekmekleri ufalarken “Yemek çöpe atılmaz” derdi. O köfteler kızarırken evin içi birden toparlanırdı. Fakir yemeği denirdi ama sofrada kimse eksik hissetmezdi.</p>

<h3>Malzemeler</h3>

<ul>
 <li>
 <p>3 adet bayat ekmek</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 adet kuru soğan</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 adet yumurta</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 tatlı kaşığı salça</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tuz</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karabiber</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kimyon</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kızartmak için sıvı yağ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h3>Yapılışı</h3>

<ol>
 <li>
 <p>Bayat ekmekleri suyla hafif ıslat, iyice sık.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğanı rendele, ekmekle karıştır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yumurta, salça ve baharatları ekle.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Elinle yoğur, küçük köfteler yap.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kızgın yağda altın rengi olana kadar kızart.</p>
 </li>
</ol>

<h3>Servis</h3>

<p>Yanına yoğurt koyulur. Fazla süs yapılmaz.<br />
Bir tabak yetmez, ikincisi sessizce alınır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/bayat-ekmek-koftesi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/f-g-t-r-t-e.png" type="image/jpeg" length="16161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hikayesi olan bir tatlı: Kazandibi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hikayesi-olan-bir-tatli-kazandibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hikayesi-olan-bir-tatli-kazandibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazandibi, Osmanlı saray mutfağından çıkan ama halkın sofrasına kadar inen bir tatlıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rivayete göre saray mutfağında sütlaç yapılırken bir gün aşçı kazanı ateşte biraz fazla tutar. Sütlaç kazanın dibine yapışır ve altı yanık gibi olur. Aşçı paniğe kapılır ama tatlıyı dökmeye de kıyamaz. Kazanın dibindeki yanık kısmı sıyırır, ters çevirir ve padişaha sunar.</p>

<p>Herkes tatlıyı beğenir. Yanık gibi görünen kısım aslında karamelimsi bir tat vermiştir. Bu yüzden tatlının adı “kazanın dibi”nden gelir: Kazandibi.</p>

<p>Zamanla bu tatlı saraydan çıkar, İstanbul sokaklarına yayılır. Muhallebicilerde en çok aranan tatlılardan biri olur. İnsanlar özellikle altının yanık, üstünün yumuşak olmasını ister. Hatta “kazandibi yanık olacak” diye özellikle sipariş verenler çıkar.</p>

<p>Bugün kazandibi sadece bir tatlı değil, bir hatırlatmadır:<br />
Bir hata gibi görünen şey bazen yeni ve güzel bir şeye dönüşebilir.</p>

<p>Kazandibi tarifi</p>

<p>Malzemeler<br />
1 litre süt<br />
1 su bardağı toz şeker<br />
1 çay bardağı pirinç unu<br />
1 yemek kaşığı nişasta<br />
1 paket vanilin<br />
1 yemek kaşığı tereyağı</p>

<p>Yapılışı<br />
Sütü tencereye alın. Şekeri ekleyip karıştırın.<br />
Ayrı bir kapta pirinç unu ve nişastayı az sütle açın. Topak kalmamasına dikkat edin.<br />
Bu karışımı tencereye ekleyin. Orta ateşte sürekli karıştırarak pişirin.<br />
Muhallebi koyulaşınca vanilini ekleyin, karıştırıp ocaktan alın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geniş tabanlı bir tepsinin ya da tavaya tereyağını sürün. Üzerine ince bir tabaka toz şeker serpin.<br />
Muhallebiyi tepsiye dökün, spatula ile düzeltin.</p>

<p>Kısık ateşte ocağın üstüne koyun. Altı yavaş yavaş yanıp karamelize olana kadar bekleyin.<br />
Altı kızarınca ocaktan alın, soğumaya bırakın.</p>

<p>Soğuyunca dilimleyin, spatula ile ters çevirerek servis tabağına alın.<br />
Üzeri yumuşak, altı karamelize olmuş kazandibi servise hazır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hikayesi-olan-bir-tatli-kazandibi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/r-t-r-t-7.png" type="image/jpeg" length="51934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kabak tatlısının tarifi ve hikayesi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kabak-tatlisinin-tarifi-ve-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kabak-tatlisinin-tarifi-ve-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskiden Anadolu’da kış hazırlıkları sonbaharda başlardı. Kabaklar tarladan toplanır, serin ve karanlık yerlere asılırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şeker pahalı, bulunması zor olduğu için tatlılar genellikle meyvenin kendi tadına güvenilerek yapılırdı. Kabak tatlısı da böyle doğdu.</p>

<p>Köy evlerinde akşamüstü ocakta ağır ağır kaynayan bakır tencerede kabak pişerdi. Şekerle birlikte kabak, suyunu salar, kendi şerbetini kendi yapardı. Üzerine ceviz varsa ceviz, yoksa biraz tahin dökülür, kalabalık sofralarda paylaşılarak yenirdi. Kabak tatlısı, “evde ne varsa onunla yapılan” yoksul ama bereketli mutfağın simgesidir.</p>

<p>Bazı yerlerde külün içinde, bazı yerlerde fırında, bazı yerlerde ise tencerede yapılırdı. Her evin kabak tatlısı başka kokar, başka yumuşaklıkta olurdu. Ama hepsinin ortak yanı, sabırla pişmesi ve aceleye gelmemesidir.</p>

<p>Kabak tatlısı tarifi</p>

<p>Malzemeler<br />
1 kilo balkabağı<br />
1,5 su bardağı toz şeker<br />
Yarım çay bardağı su<br />
Üzeri için isteğe göre ceviz, tahin veya kaymak</p>

<p>Yapılışı</p>

<p>Kabağın kabuğunu soy, çekirdeklerini çıkar ve iri dilimler halinde doğra. Tencereye kabakları diz, üzerine şekeri her yerine gelecek şekilde serp. Tencerenin kapağını kapat ve en az 3-4 saat, mümkünse bir gece bu şekilde beklet. Kabak, bu sürede suyunu salacak.</p>

<p>Bekledikten sonra yarım çay bardağı suyu ekle. Önce orta ateşte kaynamaya bırak. Kaynamaya başladıktan sonra altını kıs ve kabaklar yumuşayana kadar pişir. Kabaklar dağılmadan, çatal girecek kadar yumuşak olmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şerbeti koyulaşınca ocağı kapat. Soğuduktan sonra servis tabağına al. Üzerine ceviz serp, tahin gezdir ya da kaymak ekleyerek servis et.</p>

<p>Kabak tatlısı, sıcak değil, mutlaka soğuk yenir. Soğudukça tadı oturur, kabak şerbeti içine daha güzel çeker. Sabırla yapılan her şey gibi, kabak tatlısı da bekledikçe güzelleşir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kabak-tatlisinin-tarifi-ve-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 23:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/f-g-e-t-e.png" type="image/jpeg" length="90994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Un helvasının hikayesi ve yapılışı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/un-helvasinin-hikayesi-ve-yapilisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/un-helvasinin-hikayesi-ve-yapilisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Un helvasının kökeni Osmanlı mutfağına kadar uzanır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Saray mutfağında “helvahane” adı verilen özel bir bölüm vardı ve burada farklı türde helvalar yapılırdı. Un helvası da bu geleneğin en sade ama en kalıcı örneklerinden biri oldu. Zamanla saraydan halka yayıldı ve Anadolu’nun her köşesinde farklı küçük dokunuşlarla yapılmaya başlandı.<br />
Anadolu’da un helvası sadece bir tatlı değil, aynı zamanda bir ritüeldir. Birinin vefatı sonrası “helva kavurmak”, askere giden genç için, yeni doğan bebek için ya da hayırlı bir işin ardından yapılması, paylaşma ve dayanışma anlamı taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TARİFİ</p>

<p>Malzemeler<br />
1 su bardağı un<br />
125 gram tereyağı veya margarin<br />
1 su bardağı şeker<br />
1 su bardağı su veya süt</p>

<p>Yapılışı<br />
Önce şeker ile su (veya süt) bir tencerede karıştırılır, kaynatmadan sadece şeker eriyene kadar ısıtılır ve kenara alınır.<br />
Başka bir tencerede tereyağı eritilir. Un eklenir ve kısık ateşte sürekli karıştırılarak kavrulur. Unun rengi açık kahverengiye dönüp mis gibi kokana kadar kavurma işlemine devam edilir.<br />
Hazırlanan şerbet yavaş yavaş kavrulmuş una eklenir. Bu aşamada dikkatli olunmalı, çünkü sıçrayabilir. Sürekli karıştırarak helva toparlanana kadar pişirilir.<br />
Helva tencerenin dibinden ayrılmaya başladığında ocaktan alınır. İstenirse kaşıkla şekil verilerek servis edilir.</p>

<p>İsteğe bağlı olarak içine ceviz, fındık veya badem eklenebilir.<br />
Sıcak ya da ılık olarak servis edilebilir.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/un-helvasinin-hikayesi-ve-yapilisi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/f-g-r-t-r-4.png" type="image/jpeg" length="84118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hünkarbeğendi: Saray mutfağından bugüne uzanan bir lezzet]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hunkarbegendi-saray-mutfagindan-bugune-uzanan-bir-lezzet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hunkarbegendi-saray-mutfagindan-bugune-uzanan-bir-lezzet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı saray mutfağının en bilinen yemeklerinden biri olan hünkarbeğendi, hem hikâyesi hem de tadıyla yüzyıllardır sofralardaki yerini koruyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Közlenmiş patlıcanın beşamel sosla buluştuğu bu özel yemek, adını bile bir beğeni hikâyesinden alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>rivayete göre beğeni, 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz’in Fransa İmparatoriçesi Eugénie’yi İstanbul’da ağırladığı dönemde saray mutfağında hazırlanıyor. Fransız mutfağından esinlenen beşamel sos ile Anadolu’nun patlıcanı ilk kez bir araya getiriliyor. Sultan yemeği tattıktan sonra “Hünkar beğendi” diyerek memnuniyetini dile getiriyor ve yemek bu adla anılmaya başlanıyor.</p>

<p>zamanla saray mutfağından halk sofralarına inen hünkarbeğendi, bugün de özel günlerin ve davet sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.</p>

<p>klasik hünkarbeğendi nasıl yapılır</p>

<p>Hünkarbeğendi iki ana bölümden oluşur: et yemeği ve patlıcan beğendisi.</p>

<p>et için malzemeler<br />
Kuşbaşı doğranmış dana ya da kuzu eti<br />
Soğan<br />
Sarımsak<br />
Domates veya domates salçası<br />
Sıvı yağ ya da tereyağı<br />
Tuz, karabiber, kekik<br />
Su veya et suyu</p>

<p>beğendi için malzemeler<br />
Patlıcan<br />
Tereyağı<br />
Un<br />
Süt<br />
Kaşar peyniri<br />
Tuz</p>

<p>yapılışı</p>

<p>Önce et yemeği hazırlanır. Soğan yağda kavrulur, etler eklenir ve suyunu salıp çekene kadar pişirilir. Sarımsak, domates ya da salça eklenir. Tuz ve baharatlar katılır. Üzerini geçecek kadar su eklenip etler yumuşayana kadar pişirilir.</p>

<p>Patlıcanlar közlenir, kabukları soyulur ve ince ince doğranır ya da ezilir. Tencerede tereyağı eritilir, un eklenip kokusu çıkana kadar kavrulur. Süt yavaş yavaş eklenerek karıştırılır. Koyulaşınca patlıcanlar ve tuz eklenir. Son olarak rendelenmiş kaşar peyniri ilave edilip karıştırılır.</p>

<p>Serviste tabağın altına patlıcan beğendisi yayılır, üzerine et yemeği konur. Sıcak olarak servis edilir.</p>

<p>Hünkarbeğendi, bugün sadece bir yemek değil; Osmanlı saray mutfağından günümüze kalan kültürel bir miras olarak da sofralarda yerini almaya devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hunkarbegendi-saray-mutfagindan-bugune-uzanan-bir-lezzet</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/e-y-e-y-e.png" type="image/jpeg" length="50758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ezo Gelin'in hikayesi ve tarifi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ezo-gelinin-hikayesi-ve-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ezo-gelinin-hikayesi-ve-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ezogelin çorbası, Gaziantep’in Oğuzeli ilçesine bağlı Dokuzyol köyünde yaşamış Ezo Gelin’in hikâyesiyle anılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ezo Gelin güzelliği, zekâsı ve yaptığı yemeklerle ün kazanır. İlk evliliğinde mutlu olamaz, ikinci evliliği ise onu uzak diyarlara götürür. Gurbette geçen yıllar boyunca annesini, köyünü ve memleketini özler.</p>

<p>Rivayete göre Ezo Gelin, elindeki kısıtlı malzemelerle ama büyük bir hasretle bu çorbayı yapar. Mercimek, bulgur ve pirinç; yani Anadolu’nun en sade ama en doyurucu ürünleri, onun özlemini ve sabrını temsil eder. Bu yüzden Ezogelin çorbası sadece bir çorba değil, hasretin, yoksunluğun ve ana ocağına duyulan özlemin yemeğidir.</p>

<h3>Malzemeler</h3>

<p>1 su bardağı kırmızı mercimek<br />
2 yemek kaşığı ince bulgur<br />
1 yemek kaşığı pirinç<br />
1 adet orta boy kuru soğan<br />
2 diş sarımsak<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
1 yemek kaşığı biber salçası<br />
1 çay kaşığı tuz<br />
1 çay kaşığı nane<br />
1 çay kaşığı pul biber<br />
1 çay kaşığı karabiber<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağı<br />
6 su bardağı sıcak su</p>

<h3>Yapılışı</h3>

<p>Soğan ve sarımsak ince ince doğranır, tencerede yağ ile kısık ateşte pembeleştirilir. Salçalar eklenir ve kokusu çıkana kadar karıştırılır.</p>

<p>Yıkanmış mercimek, bulgur ve pirinç tencereye eklenir. Üzerine sıcak su ilave edilir. Orta ateşte mercimekler yumuşayana kadar pişirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çorba kıvam aldıktan sonra tuz, nane, pul biber ve karabiber eklenir. Kısık ateşte 10 dakika daha kaynatılır. İsteğe göre blenderdan geçirilir ya da taneli bırakılır.</p>

<h3>Servis ve püf noktası</h3>

<p>Ezogelin çorbası limonla değil, isteğe göre hafif acıyla servis edilir. Bir gün dinlendiğinde lezzeti daha da derinleşir. Bu çorbanın asıl sırrı ölçü değil, sabırdır; tıpkı hikâyesindeki gibi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ezo-gelinin-hikayesi-ve-tarifi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/6-u67757.png" type="image/jpeg" length="31261"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tavuk göğsü tatlısının tarihi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/tavuk-gogsu-tatlisinin-tarihi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/tavuk-gogsu-tatlisinin-tarihi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tavuk göğsü, Türk mutfağının en ilginç ve köklü sütlü tatlılarından biridir. Kökeni Osmanlı saray mutfağına dayanır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Topkapı Sarayı’nda hazırlanan bu tatlı, saray aşçılarının yaratıcılığını ve mutfak tekniğini gösteren özel örneklerden biri olarak kabul edilir.</p>

<p>Osmanlı döneminde tavuk eti, tatlılarda ve çorbalarda sıkça kullanılırdı. Tavuk göğsü tatlısında etin lif lif ayrılarak süt ve şekerle pişirilmesi, et tadının tamamen kaybolmasını sağlar. Bu yöntemle ortaya çıkan tatlı, hem hafif hem de farklı dokusuyla saray sofralarında büyük beğeni kazanmıştır.</p>

<p>Zamanla halk mutfağına da giren tavuk göğsü, özellikle Ramazan sofralarında ve özel günlerde sıkça yapılan bir tatlı haline gelmiştir. Günümüzde en bilinen türevlerinden biri kazandibi olarak yapılır.</p>

<h2>Tavuk göğsü tatlısı tarifi</h2>

<h3>Malzemeler</h3>

<ul>
 <li>
 <p>1 adet tavuk göğsü (yaklaşık 250–300 gram)</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 litre süt</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 su bardağı toz şeker</p>
 </li>
 <li>
 <p>3 yemek kaşığı pirinç unu</p>
 </li>
 <li>
 <p>2 yemek kaşığı buğday nişastası</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yemek kaşığı tereyağı</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 paket vanilin</p>
 </li>
</ul>

<h3>Hazırlanışı</h3>

<ol>
 <li>
 <p>Tavuk göğsünü bol suda haşlayın. İyice piştikten sonra soğumaya bırakın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuyan tavuk etini lif lif ayırın. Ardından bir havan, blender veya tokmak yardımıyla macun kıvamına gelene kadar ezin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ezilmiş tavuk etini bir tencereye alın, üzerine sütü ekleyin ve orta ateşte karıştırarak pişirmeye başlayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Pirinç unu ve nişastayı az miktarda sütle açıp tencereye ekleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekeri ilave edin ve sürekli karıştırarak koyulaşana kadar pişirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ocaktan almadan hemen önce tereyağı ve vanilini ekleyip karıştırın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Karışımı ıslatılmış bir tepsiye veya kaselere dökün.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabında birkaç saat dinlendirin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dilimleyerek sade şekilde ya da üzerine tarçın serperek servis edin.</p>
 </li>
</ol>

<h3>Püf noktası</h3>

<p>Tatlıda tavuk tadı hissedilmemesi için etin çok iyi haşlanması ve tamamen lif lif ayrılıp iyice ezilmesi çok önemlidir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YEMEK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/tavuk-gogsu-tatlisinin-tarihi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/y-t-y-r-y-r-7.png" type="image/jpeg" length="43825"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
