<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Topuz Gazetesi</title>
    <link>https://www.topuzgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her Hakkı Saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 15:13:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizmcilere yeşil pasaport talebi: Hak tanınacak mı?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/turizmcilere-yesil-pasaport-talebi-hak-taninacak-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/turizmcilere-yesil-pasaport-talebi-hak-taninacak-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Schengen vizesinde yaşanan kriz derinleşirken, yurt dışı bağlantılarla çalışan meslek grupları için yeşil pasaport talepleri artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Turizm sektörü temsilcileri, vize engelinin artık sektör için stratejik bir sorun haline geldiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de Schengen vizesine erişimde yaşanan zorluklar yalnızca bireysel seyahatleri değil, yurt dışıyla iş yapan sektörleri de doğrudan etkiliyor. Özellikle turizm sektörü, fuarlardan sözleşme görüşmelerine kadar birçok alanda vize engeline takılıyor.</p>

<p>Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı ve NBK Turizm Genel Müdürü Recep Yavuz, yurt dışı turizm fuarlarına katılım, yabancı tur operatörleriyle yapılan sözleşme görüşmeleri ve destinasyon tanıtım çalışmalarının vize belirsizliği nedeniyle aksadığını belirtti. Randevu sürelerinin aylar sonrasına verilmesi sektörün iş takvimini zorlaştırıyor.</p>

<p>Türkiye’ye gelen turistlerin önemli bir bölümünün Schengen ülkelerinden geldiğine dikkat çeken Yavuz, Almanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Fransa, Romanya, Bulgaristan, Çekya, Avusturya ve Macaristan gibi ülkelerle sürdürülebilir temasın hayati olduğunu vurguladı. Berlin ve Madrid gibi büyük turizm fuarlarına katılımın da doğrudan vize süreçlerine bağlı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Turizmcilerin seyahatlerinin turistik değil, tamamen iş amaçlı olduğunu belirten Yavuz, sektör temsilcilerinin yıllardır bu ülkelere gidip gelerek Türkiye adına ticari ilişkiler kurduğunu söyledi. Bu nedenle yeşil pasaport talebinin bir ayrıcalık değil, mesleki faaliyetlerin sürdürülebilmesi için bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Kısa süreli fuar ve organizasyonlar için aylarca vize beklenmesinin sektör açısından ciddi bir itibar sorunu yarattığını belirten Yavuz, vize meselesinin artık turizm için kritik bir başlık haline geldiğini kaydetti.</p>

<p>Türkiye’de yaklaşık 7 milyon yeşil pasaport bulunduğunu hatırlatan sektör temsilcileri, bu pasaportların önemli bir kısmının aktif kullanılmadığını ifade ediyor. Turizm profesyonelleri için kıdem, vergi kaydı, faaliyet ve meslek odası üyeliği gibi kriterlerle sınırlı bir düzenleme yapılabileceği öneriliyor.</p>

<p>Son dönemde sadece turizmciler değil, doktorlar, mimarlar ve mühendisler de yeşil pasaport hakkı talep ediyor. Yurt dışıyla yoğun temas halinde olan meslek gruplarının bu taleplerinin artması, vize krizinin Türkiye genelinde yapısal bir sorun haline geldiğini gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre Schengen vizesinde yaşanan tıkanıklık devam ettikçe yeşil pasaport taleplerinin daha da artması bekleniyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/turizmcilere-yesil-pasaport-talebi-hak-taninacak-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/ozge/r-t-y-j-u-y-t-r-e.png" type="image/jpeg" length="50396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadir Gecesi pazartesi günü dualarla idrak edilecek]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kadir-gecesi-pazartesi-gunu-dualarla-idrak-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kadir-gecesi-pazartesi-gunu-dualarla-idrak-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kur'an-ı Kerim'de "bin aydan daha hayırlı" olarak bildirilen Kadir Gecesi, pazartesi günü dualarla karşılanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p>Ramazan ayının sonuna yaklaşılıyor...</p>

<p>Bu ayda kutsal gece olarak kabul edilen ve Kur'an-ı Kerim'de <em><strong>"bin aydan daha hayırlı"</strong></em> olarak bildirilen Kadir Gecesi, pazartesi günü dualarla karşılanacak.</p>

<p><strong>RAMAZANIN 27. GECESİ</strong></p>

<p>İslam inancına göre, Kur'an-ı Kerim'in vahyedilmeye başlandığı bu kutsal gece, Ramazan ayının 27. gecesine tekabül ediyor.</p>

<p>Manevi huzurun doruğa çıktığı, sema kapılarının açıldığı ve duaların kabul edildiğine inanılan bu özel gece münasebetiyle Türkiye genelindeki camilerde, özel programlar düzenlenecek.</p>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/03/14/69b51f4f63b2d276__w1200xh675.jpg?w=800" width="703" /></p>

<p><strong>DUALARLA İDRAK EDİLECEK</strong></p>

<p>Kur'an-ı Kerim'de "tek gece" olarak adı geçen Kadir Gecesi, şöyle anlatılıyor:</p>

<blockquote>
<p>Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, Rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Kadir Gecesi, Diyanet İşleri Başkanlığınca ülke genelindeki camilerde ibadet ve duayla idrak edilecek.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kadir-gecesi-pazartesi-gunu-dualarla-idrak-edilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/ozge/bir-baslik-ekleyin-kopyasi-33.png" type="image/jpeg" length="63996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mart ekinoksu nedir? Doğada hangi değişimler yaşanır?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/mart-ekinoksu-nedir-dogada-hangi-degisimler-yasanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/mart-ekinoksu-nedir-dogada-hangi-degisimler-yasanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl mart ayında gerçekleşen Mart ekinoksu, Dünya’nın yıllık hareketi sırasında önemli bir astronomik dönüm noktasını ifade ediyor. Bu tarihte gece ve gündüz süreleri neredeyse eşit hale gelirken, mevsimsel değişimler de başlıyor. Peki, Mart ekinoksu nedir ve bu tarihte doğada neler yaşanır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Mart ekinoksu nedir?</h3>

<p>Mart ekinoksu, Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketi sırasında Güneş ışınlarının Ekvator üzerine tam dik açıyla düşmesiyle meydana gelen bir doğa olayıdır. Bu durumda Dünya’nın iki yarım küresi de Güneş’ten eşit miktarda ışık alır.</p>

<p>Bu nedenle genellikle 20 veya 21 Mart civarında gerçekleşen ekinoks gününde gece ve gündüz süreleri birbirine çok yakın olur.</p>

<h3>Mart ekinoksunda neler olur?</h3>

<p>Mart ekinoksu ile birlikte hem doğada hem de mevsimlerde önemli değişimler yaşanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kuzey Yarımküre’de ilkbahar mevsimi başlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güney Yarımküre’de sonbahar mevsimi başlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gece ve gündüz süreleri yaklaşık olarak eşit olur.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güneş ışınları Ekvator’a tam dik açıyla düşer.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu tarihten sonra Kuzey Yarımküre’de gündüzler uzamaya, geceler ise kısalmaya başlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Mart ekinoksu, astronomi açısından yılın önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir ve mevsimsel döngünün başlangıçlarını simgeler.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/mart-ekinoksu-nedir-dogada-hangi-degisimler-yasanir</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/mart-ekinoksu-nedir-gece-ve-gunduzun-esitlendigi-tarih.png" type="image/jpeg" length="33717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaş ilerledikçe neden daha erken uyanıyoruz?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/yas-ilerledikce-neden-daha-erken-uyaniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/yas-ilerledikce-neden-daha-erken-uyaniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok kişi gençlik yıllarında uzun ve kesintisiz uyurken, yaş ilerledikçe sabahın erken saatlerinde uyanmaya başladığını fark ediyor. Uzmanlara göre bu durum tesadüf değil; vücudun biyolojik yapısında meydana gelen değişimlerle yakından ilişkili.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Katharina Lederle, uyku düzenindeki bu değişimin temelinde vücudun biyolojik saati olarak bilinen Sirkadiyen Ritim’de meydana gelen kaymaların bulunduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre yaş ilerledikçe uyku ve uyanıklık döngüsü doğal olarak daha erken saatlere kayabiliyor.</p>

<h3>Biyolojik saat erkene kayıyor</h3>

<p>Bilim insanlarının “faz ilerlemesi” olarak tanımladığı süreçte, vücudun iç saati gençlik dönemine göre daha erken çalışmaya başlıyor. Bu durum, akşam saatlerinde daha erken uyku hissi oluşmasına ve sabah gün doğmadan uyanmaya yol açabiliyor.</p>

<p>Her ne kadar uyku süresinin toplamı çok değişmese de, uyku başlangıcı ve uyanma saatleri giderek erkene kayabiliyor.</p>

<h3>Melatonin azalıyor, uyku hafifliyor</h3>

<p>Yaşlanmanın uyku üzerindeki bir diğer etkisi ise hormon seviyelerindeki değişim. Uyku düzenini kontrol eden ve beyindeki epifiz bezinden salgılanan Melatonin hormonu yaş ilerledikçe daha az üretiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Melatonin seviyesindeki bu düşüş, uykunun daha yüzeysel hale gelmesine neden oluyor. Bu nedenle yaşlı bireyler gece boyunca ses, ışık veya küçük rahatsızlıklar nedeniyle daha kolay uyanabiliyor ve tekrar uykuya dalmakta zorlanabiliyor.</p>

<h3>Sağlık sorunları uykuyu etkileyebiliyor</h3>

<p>Yaşla birlikte ortaya çıkan bazı sağlık sorunları da uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle eklem ağrıları, kronik rahatsızlıklar veya gece sık sık tuvalete çıkma ihtiyacı uykunun bölünmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca bazı ilaçların yan etkilerinin de uyku düzenini bozabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle sürekli uykusuzluk yaşayan kişilerin bir sağlık uzmanına başvurması öneriliyor.</p>

<h3>Erken uyananlar ne yapmalı?</h3>

<p>Uzmanlara göre erken uyanmak her zaman bir sağlık sorunu anlamına gelmeyebilir. Eğer kişi gün içinde kendini dinç hissediyorsa bu durum doğal bir biyolojik değişim olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Uyku saatini biraz daha geçe almak isteyenler için ise akşam saatlerinde ışık maruziyetini doğru şekilde ayarlamak faydalı olabiliyor. Bu yöntem, vücudun biyolojik saatini bir miktar geri çekerek uyku düzeninin yeniden dengelenmesine yardımcı olabiliyor.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/yas-ilerledikce-neden-daha-erken-uyaniyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/uykunun-biyolojik-sirri-yaslilar-neden-sabah-erken-kalkiyor.png" type="image/jpeg" length="41962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında polen alerjisine karşı alınabilecek önlemler]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/bahar-alerjisine-dikkat-polenlere-karsi-nasil-korunmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/bahar-alerjisine-dikkat-polenlere-karsi-nasil-korunmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar mevsimiyle birlikte doğada artan polen miktarı, alerjisi olan kişiler için zor bir dönemin başlamasına neden oluyor. Ağaç, çimen ve çiçeklerden yayılan polenler, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine yol açarak halk arasında saman nezlesi olarak bilinen Alerjik rinit belirtilerini ortaya çıkarabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Uzmanlar ise bazı basit önlemlerle bu belirtilerin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Polen alerjisinin yaygın belirtileri</h3>

<p>Polen alerjisi çoğu zaman Soğuk algınlığı ile karıştırılabiliyor. Ancak alerji belirtileri genellikle daha uzun süre devam ediyor ve özellikle belirli dönemlerde şiddetlenebiliyor.</p>

<p>Polen alerjisinde sık görülen belirtiler şunlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sürekli hapşırma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun akıntısı ve burun tıkanıklığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boğazda kaşıntı hissi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik ve baş ağrısı</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu belirtiler özellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı günlerde daha yoğun şekilde hissedilebiliyor.</p>

<h3>Polenlerden korunmak için neler yapılabilir?</h3>

<p>Bahar aylarında polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde günlük alışkanlıklarda yapılacak küçük değişiklikler, alerji belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olabiliyor. Uzmanlar şu önerilerde bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkmamak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dışarıdan eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ev ve araç camlarını uzun süre açık bırakmamak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güneş gözlüğü kullanarak gözleri polenlerden korumak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Evde hava temizleyici cihazlardan yararlanmak</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu tür önlemler polenle teması azaltarak alerjik reaksiyonların daha hafif geçmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<h3>Beslenme ve yaşam tarzı da önemli</h3>

<p>Uzmanlara göre güçlü bir bağışıklık sistemi de alerji belirtilerinin kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Özellikle C vitamini açısından zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesi vücudun savunma mekanizmasını destekleyebiliyor.</p>

<p>Ayrıca düzenli uyku, stresin azaltılması ve yeterli miktarda su tüketimi de bahar aylarında ortaya çıkan alerjik reaksiyonların daha kolay kontrol edilmesine yardımcı olabiliyor.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/bahar-alerjisine-dikkat-polenlere-karsi-nasil-korunmali</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/bahar-alerjisine-dikkat-polenlere-karsi-nasil-korunmali.png" type="image/jpeg" length="27194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemada Kadın Bakışı: Etkileyici 7 Film Önerisi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/sinemada-kadin-bakisi-etkileyici-7-film-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/sinemada-kadin-bakisi-etkileyici-7-film-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema dünyasında kadın yönetmenlerin imzasını taşıyan filmler, güçlü anlatımları ve özgün bakış açılarıyla izleyicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Farklı ülkelerden kadın sinemacıların ortaya koyduğu yapımlar, hem toplumsal hem de bireysel hikâyeleri sinema diliyle etkileyici biçimde aktarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kadın yönetmenlerin sinema sektöründeki görünürlüğü giderek artarken, bu filmler hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden büyük beğeni topluyor.</p>

<p>Kadın yönetmenlerin filmleri çoğu zaman karakterlerin iç dünyasına daha derinlemesine odaklanıyor. Göç, kimlik arayışı, özgürlük, aile ilişkileri ve toplumsal baskılar gibi konular, bu yapımlarda güçlü bir anlatımla işleniyor. İşte sinema tarihinde iz bırakan ve mutlaka izlenmesi gereken kadın yönetmen imzalı yedi etkileyici film.</p>

<p><strong>Nomadland (2020)</strong>, yönetmen <strong>Chloé Zhao</strong>’nun sade ama güçlü anlatımıyla dikkat çeken bir yapım. Film, ekonomik kriz sonrası evini kaybeden ve karavanında yaşayarak Amerika’yı dolaşan Fern adlı kadının hikâyesini konu alıyor. Gerçek hayat hikâyelerinden esinlenen film, modern göçebelik kavramını duygusal ve gerçekçi bir atmosferle ele alıyor.</p>

<p><strong>Lost in Translation (2003)</strong>, <strong>Sofia Coppola</strong>’nın sinema dilindeki incelikli anlatımını yansıtan önemli yapımlardan biri. Tokyo’da yolları kesişen iki yabancının yalnızlık ve yabancılaşma duygularını keşfetmesini konu alan film, melankolik atmosferi ve sade anlatımıyla sinema tarihinin unutulmazları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Little Miss Sunshine (2006)</strong> ise <strong>Valerie Faris</strong>’in ortak yönetmenliğini yaptığı sıcak ve ironik bir yol hikâyesi. Küçük kızlarını güzellik yarışmasına götürmek için uzun bir yolculuğa çıkan bir ailenin başından geçen trajikomik olaylar anlatılıyor. Film, aile bağları ve hayaller üzerine samimi bir hikâye sunuyor.</p>

<p>Animasyon türünün dikkat çeken örneklerinden biri olan <strong>Persepolis (2007)</strong>, <strong>Marjane Satrapi</strong>’nin kendi hayatından esinlenen bir hikâyeyi beyaz perdeye taşıyor. İran Devrimi döneminde büyüyen genç bir kızın gözünden anlatılan film, politik ve kişisel hikâyeyi etkileyici bir şekilde birleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’den çıkan önemli yapımlardan biri olan <strong>Mustang (2015)</strong>, yönetmen <strong>Deniz Gamze Ergüven</strong>’in imzasını taşıyor. Karadeniz’de yaşayan beş kız kardeşin özgürlük arayışını konu alan film, toplumsal baskılar ve kadınların yaşam mücadelesini güçlü bir sinema diliyle anlatıyor.</p>

<p><strong>Little Women (2019)</strong>, <strong>Greta Gerwig</strong>’in klasik roman uyarlamasını modern bir anlatımla yeniden yorumladığı film olarak öne çıkıyor. Dört kız kardeşin büyüme sürecini ve hayata tutunma mücadelelerini anlatan film, oyunculuk performansları ve görsel dünyasıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Fransız sinemasının önemli yönetmenlerinden <strong>Agnès Varda</strong>’nın filmi <strong>Sans toit ni loi (Yersiz Yurtsuz) (1985)</strong> ise farklı bir anlatım yapısıyla izleyiciyi etkiliyor. Fransa’nın güneyinde donarak ölen genç bir kadının hikâyesi, onunla yolu kesişen insanların anlatımları üzerinden geriye dönüşlerle aktarılıyor. Film, bireysel özgürlük ve toplum ilişkisini sorgulayan güçlü bir yapım olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Kadın yönetmenlerin bu ve benzeri filmleri, sinema dünyasına farklı bir perspektif kazandırmaya devam ediyor. Anlattıkları hikâyelerle izleyiciyi düşündüren ve duygusal olarak etkileyen bu yapımlar, sinemanın evrensel gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/sinemada-kadin-bakisi-etkileyici-7-film-onerisi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 20:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/kadin-yonetmenlerin-imzasini-tasiyan-mutlaka-izlenmesi-gereken-filmler.png" type="image/jpeg" length="84251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma ortaya koydu: Evde içilen sigara evcil hayvanları da zehirliyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/arastirma-ortaya-koydu-evde-icilen-sigara-evcil-hayvanlari-da-zehirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/arastirma-ortaya-koydu-evde-icilen-sigara-evcil-hayvanlari-da-zehirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi’nde yürütülen bir araştırma, sigara içilen evlerde yaşayan evcil hayvanların pasif sigara dumanından ciddi şekilde etkilendiğini ortaya koydu. Yapılan analizlerde, bu ortamlarda yaşayan kedi ve köpeklerin vücudunda daha yüksek nikotin seviyeleri tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma, Abdurrahman Aksoy’un danışmanlığında, doktora öğrencisi veteriner hekim Hikmet Özgün İşcan tarafından yürütüldü. “Evde Beslenen Kedi ve Köpeklerde Pasif Sigara Maruziyetinin Belirlenmesi” başlıklı çalışma kapsamında 60 kedi ve 60 köpekten alınan toplam 240 kan ve idrar örneği incelendi.</p>

<p>Yapılan analizlerde, sigara içilen evlerde yaşayan hayvanların vücudunda, sigara içilmeyen evlerde yaşayan hayvanlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek nikotin seviyeleri bulundu.</p>

<h3>“Hayvanlar sigara dumanından daha fazla etkilenebilir”</h3>

<p>Araştırmayı değerlendiren Prof. Dr. Abdurrahman Aksoy, pasif içiciliğin insanlar üzerindeki etkilerine dair çok sayıda bilimsel çalışma bulunduğunu ancak hayvanlar üzerindeki etkilerinin yeterince incelenmediğini belirtti.</p>

<p>Bu alanda Türkiye’de yapılan ilk çalışmalar arasında yer alan araştırmada, sigara içilen ortamlarda yaşayan hayvanların tütün ürünlerine daha fazla maruz kaldığının açıkça görüldüğünü ifade eden Aksoy, evcil hayvanların bu durumdan insanlar kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkilenebileceğini söyledi.</p>

<p>Aksoy ayrıca nikotinin havadan daha ağır bir yapıya sahip olduğunu ve bu nedenle yere yakın bölgelerde yoğunlaşabildiğini belirtti. Bu durumun özellikle yerde daha fazla vakit geçiren hayvanlar için riski artırdığını vurguladı.</p>

<h3>Tüylerini yalayan hayvanlar daha fazla maruz kalıyor</h3>

<p>Araştırmada dikkat çekilen bir diğer nokta ise özellikle kedilerin davranışlarıyla ilgili oldu. Kedilerin temizlik sırasında tüylerini yalaması, sigara dumanından kalan kimyasal kalıntıların vücuda daha fazla girmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Aksoy, sigara içilmese bile evdeki koltuklar, kumaş yüzeyler ve hayvanların tüylerinde tütün kalıntılarının birikebildiğini belirterek, hayvanların bu maddeleri yalayarak daha fazla maruziyet yaşayabileceğini söyledi.</p>

<h3>Çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir</h3>

<p>Araştırmayı yürüten Hikmet Özgün İşcan ise pasif sigara maruziyetinin evcil hayvanların sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini ifade etti.</p>

<p>Evlerde tütün ürünlerinin kullanılması durumunda hayvanlardan alınan kan ve idrar örneklerinde nikotin varlığının biyokimyasal olarak tespit edilebildiğini belirten İşcan, bu durumun birçok sağlık sorununa yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Pasif sigara dumanının özellikle solunum sistemi başta olmak üzere dolaşım ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini dile getiren İşcan, bu nedenle evcil hayvanların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, evcil hayvan sahiplerine hem kendi sağlıkları hem de hayvanlarının sağlığı için kapalı alanlarda sigara içmekten kaçınmaları çağrısında bulunuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/arastirma-ortaya-koydu-evde-icilen-sigara-evcil-hayvanlari-da-zehirliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/pasif-icicilik-sadece-insanlari-degil-hayvanlari-da-etkiliyor.png" type="image/jpeg" length="19478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sadakatsizliğin yeni adı mı? “Tolyamori” ilişkilerde tartışma yarattı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/sadakatsizligin-yeni-adi-mi-tolyamori-iliskilerde-tartisma-yaratti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/sadakatsizligin-yeni-adi-mi-tolyamori-iliskilerde-tartisma-yaratti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda ilişkiler üzerine ortaya çıkan yeni kavramlara bir yenisi daha eklendi. Sosyal medyada ve ilişki tartışmalarında gündeme gelen “tolyamori”, sadakat ve aldatma arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Tolyamori” kavramı, İngilizce “tolerate” (tahammül etmek) ve <strong>Polyamory (çok eşlilik)</strong> kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Etik çok eşlilikte tarafların açık rızası bulunurken, tolyamori durumunda partnerlerden biri diğerinin sadakatsizliğini bilmesine rağmen ilişkiyi sürdürmek adına bu durumu görmezden geliyor.</p>

<p>Kavram ilk kez 2024 yılının Ocak ayında ilişki yazarı Dan Savage tarafından ortaya atıldı. Günümüzde ise “rızaya dayanmayan tekeşli olmama durumu” olarak tanımlanıyor. Bu tür ilişkilerde bireyler, partnerlerinin başka kişilerle romantik veya cinsel ilişki yaşadığını bilse de evlilik düzeninin bozulmaması için sessiz kalabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, sağlıklı bir “açık ilişki” modelinden oldukça farklı. Açık ilişkilerde şeffaflık ve karşılıklı anlaşma bulunurken, tolyamoride çoğu zaman zorunluluk, kabullenme veya görmezden gelme söz konusu oluyor.</p>

<p>Klinik ilişki psikoloğu Sarah Bishop, bu tür ilişkilerin sanılandan daha yaygın olabileceğini belirtiyor. Bishop’a göre düşük özsaygı, ekonomik bağımlılık, duygusal manipülasyon ya da partnerin zamanla değişeceğine dair umut gibi faktörler, bireylerin bu durumu kabullenmesine neden olabiliyor. Ayrıca uzun yıllara dayanan ilişkilerin bitmesini istememek de bu sessiz kabullenişin sebepleri arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, tarafların açık iletişim kurmadığı ilişkilerin uzun vadede ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini belirterek, sadakat ve güven konularında dürüst iletişimin önemine dikkat çekiyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/sadakatsizligin-yeni-adi-mi-tolyamori-iliskilerde-tartisma-yaratti</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 22:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/uzmanlar-uyardi-tolyamori-iliskilerde-gizli-bir-kriz-olabilir.png" type="image/jpeg" length="15872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kar kirazı kuşu hakkında merak edilenler]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kar-kirazi-kusu-hakkinda-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kar-kirazi-kusu-hakkinda-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarında sosyal medyada paylaşılan doğa fotoğrafları arasında sıkça görülen “kar kirazı kuşu” görüntüleri birçok kişinin dikkatini çekiyor. Peki, kar kirazı kuşu nedir ve gerçekten var mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kar kirazı kuşu olarak bilinen türün bilimsel adı Plectrophenax nivalis’tir. Bu kuş, kiraz kuşugiller familyasına ait küçük ve dayanıklı bir tür olarak bilinir. Soğuk iklim koşullarına uyum sağlayabilmesi sayesinde özellikle Kuzey Yarımküre’de yaşayan kuş türleri arasında önemli bir yere sahiptir.</p>

<p>Kar kirazı kuşu halk arasında farklı isimlerle de anılmaktadır. Türkiye’de bazı bölgelerde bu kuşa <strong>alaca kiraz kuşu</strong>, <strong>alaca çinte</strong> veya <strong>kar çintesi</strong> gibi isimler verildiği bilinmektedir.</p>

<h3>Fiziksel özellikleri</h3>

<p>Kar kirazı kuşu küçük yapılı bir kuştur. Ortalama 16–17 santimetre uzunluğunda olup yaklaşık 26–40 gram ağırlığındadır. Boyut olarak serçeye oldukça benzeyen bu kuş türünün görünümü yaşına ve cinsiyetine göre değişiklik gösterebilir.</p>

<p>Yetişkin erkek bireyler özellikle siyah ve beyaz tüyleriyle dikkat çeker. Kanat ve sırt bölgelerinde görülen belirgin renk kontrastı, bu kuşun diğer türlerden kolayca ayırt edilmesini sağlar.</p>

<h3>Türkiye’de görülüyor mu?</h3>

<p>Kar kirazı kuşu Türkiye’de sürekli yaşayan bir tür değildir. Ancak kış aylarında göç eden kuşlar arasında yer alır ve bu dönemlerde Türkiye’de görülebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle açık arazilerde ve kıyı bölgelerinde rastlanabilen bu kuş, doğa gözlemcileri tarafından zaman zaman kayıt altına alınan kış ziyaretçisi türlerden biri olarak kabul edilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kar-kirazi-kusu-hakkinda-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/kar-kirazi-kusu-nedir-gercekten-var-mi-1.png" type="image/jpeg" length="32832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marteniçka ne zaman çıkarılır? İşte geleneksel çıkarma zamanı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/martenicka-ne-zaman-cikarilir-iste-geleneksel-cikarma-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/martenicka-ne-zaman-cikarilir-iste-geleneksel-cikarma-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baharın gelişini simgeleyen kırmızı ve beyaz iplerden yapılan Marteniçka bileklikleri, her yıl 1 Mart’ta birçok kişinin bileğinde yerini alıyor. Balkan kültüründe önemli bir yere sahip olan bu gelenek, doğanın uyanışını ve yeni başlangıçları temsil ediyor. Peki, marteniçka ne zaman çıkarılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel inanışa göre marteniçka, doğada ilk kez bir Leylek görüldüğünde bilekten çıkarılıyor. Leyleğin görülmesi, baharın gerçekten geldiğinin bir işareti olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bileklik çıkarılırken dilek tutuluyor ve marteniçka doğaya bırakılıyor.</p>

<p>Bazı kişiler marteniçkayı bir ağaca bağlamayı tercih ederken, bazıları ise toprağa gömüyor ya da bir taşın altına bırakıyor. Bu uygulamaların dileklerin gerçekleşmesine yardımcı olduğuna inanılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğer Mart ayı boyunca leylek görülmezse, gelenek gereği marteniçka 31 Mart’ta çıkarılıyor. Bazı kişiler ise bilekliği saklayarak bir sonraki yıl yeniden kullanmayı tercih ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/martenicka-ne-zaman-cikarilir-iste-geleneksel-cikarma-zamani</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 22:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/bahar-gelenegi-martenicka-hangi-gun-cikarilir.png" type="image/jpeg" length="52898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yak-130 nedir? İşte özellikleri]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/yak-130-nedir-iste-ozellikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/yak-130-nedir-iste-ozellikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Tahran’a yönelik saldırı dalgası sırasında İran’a ait bir Yak-130 savaş uçağının düşürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan F-35I tipi savaş uçağının Tahran semalarında Rus yapımı Yak-130’u hedef aldığı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu gelişmenin ardından Yak-130 tipi uçakların özellikleri yeniden gündeme geldi.</p>

<h3>Yak-130 uçağı nedir?</h3>

<p>Yakovlev tarafından geliştirilen Yak-130, başlangıçta İtalyan Aermacchi firmasıyla ortak yürütülen proje kapsamında tasarlanan, iki koltuklu ve ses altı hızda uçabilen gelişmiş bir jet eğitim ve hafif taarruz uçağıdır. 2002 yılında Rusya’daki eğitim uçağı ihalesini kazanan model, 2010 yılında Rus Hava Kuvvetleri envanterine girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yak-130’un teknik özellikleri</h3>

<p>Yak-130, Rusya’nın dördüncü ve beşinci nesil savaş uçaklarının uçuş karakteristiklerini simüle edebilecek şekilde tasarlanmış gelişmiş bir eğitim platformu olarak biliniyor. Uçakta açık mimarili dijital aviyonik sistem, tam dijital cam kokpit ve dört kanallı dijital fly-by-wire uçuş kontrol sistemi bulunuyor.</p>

<p>Baş üstü gösterge (HUD), kaska monteli nişan sistemi ve çift GPS/GLONASS alıcısı sayesinde yüksek hassasiyetli seyrüsefer ve hedefleme imkânı sunuyor. Aynı zamanda hafif saldırı ve keşif görevlerinde de kullanılabilen uçak, güdümlü ve güdümsüz mühimmat, harici yakıt tankları ve elektronik podlar dahil olmak üzere yaklaşık 3 bin kilogram muharebe yükü taşıyabiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/yak-130-nedir-iste-ozellikleri</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/03/sumeyye/rus-yapimi-yak-130un-teknik-detaylari.png" type="image/jpeg" length="44743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da beden nasıl tepki veriyor? Uzmanlar anlattı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/ramazanda-beden-nasil-tepki-veriyor-uzmanlar-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/ramazanda-beden-nasil-tepki-veriyor-uzmanlar-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayının başlamasıyla birlikte milyonlarca Müslüman oruç ibadetini yerine getiriyor. Peki, gün doğumundan gün batımına kadar süren açlık sürecinde vücutta hangi değişimler yaşanıyor? Uzmanlara göre insan bedeni, son öğünden yaklaşık 8 saat sonra oruç sürecine girdiğini fark ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>İlk Saatler: Enerji Kaynakları Değişiyor</h3>

<p>Bağırsaklar son öğünde alınan besinleri sindirdikten sonra vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için karaciğer ve kaslarda depolanan glikozu kullanmaya başlıyor. Glikoz depoları tükendiğinde ise enerji kaynağı olarak yağlar devreye giriyor.</p>

<p>Yağ yakımı kilo kaybına yardımcı olurken, kolesterol seviyelerinin düşmesine ve diyabet riskinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak kan şekerinin düşmesiyle birlikte halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve ağız kokusu gibi belirtiler görülebiliyor.</p>

<h3>3–7. Gün: Sıvı Dengesi Önemli</h3>

<p>Vücut birkaç gün içinde yeni düzene uyum sağlamaya başlıyor. Yağlar enerjiye dönüştürülürken, gün boyu su tüketilememesi nedeniyle sıvı kaybı artabiliyor. Bu nedenle sahur ve iftar arasında yeterli su alımı büyük önem taşıyor.</p>

<p>Uzmanlar, enerji üretimi için karbonhidrat ve sağlıklı yağların dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca protein, tuz ve su gibi temel besin öğelerinin yeterli düzeyde alınması gerekiyor.</p>

<h3>8–15. Gün: Uyum Süreci</h3>

<p>Bu aşamada vücut oruca büyük ölçüde adapte oluyor. Cambridge University Hospitals bünyesinde görev yapan Anestezi ve Yoğun Bakım Danışmanı Razeen Mahroof, bu dönemde bazı olumlu etkilerin görülebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Mahroof’a göre, günlük hayatta fazla kalori alımı nedeniyle geri planda kalan bazı onarım ve bağışıklık süreçleri, oruç sırasında daha etkin hale gelebiliyor. Vücut, enfeksiyonlarla mücadele ve hücresel yenilenme gibi işlevlere daha fazla odaklanabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>16–30. Gün: Arınma ve Denge</h3>

<p>Ramazan’ın ikinci yarısında kalın bağırsak, böbrek ve deri gibi organların daha verimli çalıştığı ifade ediliyor. Bu süreçte hafıza ve konsantrasyon artışı ile enerji seviyesinde yükselme gözlemlenebiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, uzun süreli ve kontrolsüz açlığın risklerine de dikkat çekiyor. Mahroof, oruç süresinin aşırı uzatılması durumunda vücudun “açlık moduna” geçerek enerji için protein ve kas dokusunu kullanmaya başlayabileceğini belirtiyor. Bu durum uzun vadede kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına yol açabiliyor.</p>

<h3>Oruç Sağlıklı mı?</h3>

<p>Uzmanlara göre, bilinçli ve dengeli şekilde tutulan oruç sağlık açısından fayda sağlayabiliyor. Ancak bunun sürekli ve kontrolsüz bir açlık biçimine dönüşmemesi gerekiyor.</p>

<p>Ramazan dışında oruç tutmak isteyenler için ise Mahroof, “5:2 diyeti” olarak bilinen yöntemi öneriyor. Bu modelde haftanın beş günü normal ve dengeli beslenilirken, iki günü kalori kısıtlamalı ya da oruçlu geçiriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/ramazanda-beden-nasil-tepki-veriyor-uzmanlar-anlatti</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/ramazanda-beden-nasil-tepki-veriyor-uzmanlar-anlatti.png" type="image/jpeg" length="53726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Farkındalık Haftası uyarısı: Her 100 bebekten biri risk altında]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/farkindalik-haftasi-uyarisi-her-100-bebekten-biri-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/farkindalik-haftasi-uyarisi-her-100-bebekten-biri-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), 7–14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası dolayısıyla açıklama yaptı. Tabipler Birliği adına konuşan Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Aras Tulunoğlu, 2024 yılında Kuzey Kıbrıs’ta en az 30–40 bebeğin doğumsal kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini, yaklaşık 10 bebeğin ise yaşamlarının ilk yılında acil müdahaleye ihtiyaç duyduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tulunoğlu, doğumsal kalp hastalıklarının kalbin odacıkları, kapakçıkları veya ana damarlarındaki gelişim kusurlarını kapsadığını ve bebeklerde en sık görülen doğumsal anomali türü olduğunu ifade etti. Dünya ve Türkiye verilerine göre her 100 canlı doğumdan birinde doğumsal kalp hastalığı görüldüğünü aktaran Tulunoğlu, bu bebeklerin yaklaşık yüzde 25’inin ilk yıl içinde acil müdahale gerektirdiğini söyledi.</p>

<p>Bu oranın KKTC için de geçerli olduğuna dikkat çeken Tulunoğlu, KKTC İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ülkede 3 bin 382 canlı doğum gerçekleştiğini, buna bağlı olarak doğumsal kalp hastalığıyla doğan bebek sayısının en az 30–40 civarında olduğunun öngörüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tulunoğlu, şüpheli durumlarda gebeliğin 18–24’üncü haftalarında fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalbinin ayrıntılı olarak incelendiğini söyledi. Yeni doğanlarda ise kritik kalp hastalıklarını saptamak amacıyla ağrısız ve hızlı bir yöntem olan pulse oksimetri taramasının uygulandığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tulunoğlu, bazı bebeklerin dışarıdan sağlıklı görünmesine rağmen bu testlerle gizli kalmış ve acil müdahale gerektiren sorunların erken dönemde tespit edilebildiğine dikkat çekti. Ailelerin beslenme sırasında çabuk yorulma, terleme, morarma, nefes darlığı, hızlı solunum, kilo alamama ve büyüme geriliği gibi belirtilere karşı uyanık olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Her doğumsal kalp hastalığının ameliyat gerektirmediğini de belirten Tulunoğlu, hastalığın türüne ve şiddetine göre farklı tedavi yöntemleri uygulandığını, bazı küçük kalp deliklerinin çocuk büyüdükçe kendiliğinden kapanabildiğini söyledi. Tulunoğlu, erken teşhis ve doğru müdahalenin sağlıklı bir gelecek için büyük önem taşıdığını vurguladı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/farkindalik-haftasi-uyarisi-her-100-bebekten-biri-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/kktcde-dogumsal-kalp-hastaliklari-alarm-veriyor.png" type="image/jpeg" length="37643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Washington Devlet Üniversitesi’nden dikkat çeken araştırma]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/washington-devlet-universitesinden-dikkat-ceken-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/washington-devlet-universitesinden-dikkat-ceken-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Washington Devlet Üniversitesi’nden uzmanların gerçekleştirdiği araştırma, kedi ve köpeklerle yalnızca 10 dakikalık etkileşimin öğrencilerin ruh hali üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve stres hormonunu önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Washington Devlet Üniversitesi Beşeri Gelişim Bölümü’nden Doçent Doktor Patricia Pendry, kedi ve köpeklerle kısa süreli temasın bile öğrencilerin stres düzeyini düşürmede etkili olduğunu belirtti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada Pendry’nin, “Araştırmamıza katılan öğrencilerden kedi ve köpeklerle etkileşim kuranların, büyük bir stres hormonu olan kortizolde önemli ölçüde azalma yaşadığını gözlemledik” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>294 kişinin katıldığı araştırmada katılımcıların bir bölümü kedi ve köpeklerle oynarken, bazıları sıradayken başkalarını izledi, bazıları ise hayvanların fotoğraflarına baktı. Ayrıca sessizce 10 dakika beklemenin yarattığı etkiler de incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, kedi ve köpeklere dokunarak doğrudan etkileşim kuran öğrencilerin kortizol seviyelerinde, diğer gruplara kıyasla belirgin bir düşüş yaşandığı tespit edildi.</p>

<p>Pendry, çalışmanın öğrencilerin stresle başa çıkma yöntemlerini anlamayı amaçladığını belirterek, elde edilen bulguların hem fiziksel hem de ruh sağlığının korunması açısından önemli faydalar sağlayabileceğini vurguladı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/washington-devlet-universitesinden-dikkat-ceken-arastirma</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/kedi-ve-kopeklerle-10-dakikalik-etkilesim-stresi-azaltiyor.png" type="image/jpeg" length="32059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmak mümkün mü? Uzmanlar uyarıyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kanserden-korunmak-mumkun-mu-uzmanlar-uyariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kanserden-korunmak-mumkun-mu-uzmanlar-uyariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser, kalp-damar hastalıklarının ardından dünyada en sık görülen ikinci ölüm nedeni olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre ise sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalarla kanser riskinin önemli bir kısmı azaltılabiliyor.</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci, kanser vakalarının yaklaşık üçte birinin önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını vurguladı. Demirci, sigara ve tütün ürünlerinin yalnızca akciğer kanseri değil, birçok kanser türünün temel nedeni olduğunu belirterek bu ürünlerden tamamen uzak durulması gerektiğini söyledi. Alkol tüketiminin de meme, karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türüyle ilişkili olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Obezite ve hareketsiz yaşamın kanser riskini artırdığını ifade eden Demirci, haftada en az 3 gün 20–40 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını önerdi. İşlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis gibi) ile aşırı güneş maruziyetinin de önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Demirci, KETEM merkezlerinde ücretsiz kanser taramalarının yapılabildiğini hatırlattı. Kadınlarda 40 yaşından sonra mamografi, rahim ağzı kanseri taramaları; 50 yaş üstü bireylerde ise kalın bağırsak kanseri için kolonoskopi ve dışkıda gizli kan testlerinin düzenli yapılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda tedavide önemli ilerlemeler sağlandığını belirten Demirci, erken evrede yakalanan kanserlerde yaşam süresinin ciddi oranda arttığını ifade etti. Öte yandan, bitkisel ürünlerin doktor kontrolü olmadan kullanılmasının tedaviye zarar verebileceği uyarısında bulunarak, “Doğal olan her şey zararsız değildir” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, sağlıklı yaşam, bilinçli beslenme ve düzenli taramaların kanserle mücadelede en güçlü silahlar olduğunu vurguluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kanserden-korunmak-mumkun-mu-uzmanlar-uyariyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/kanserden-yollari11-1.png" type="image/jpeg" length="83978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürüsünden ayrıldı, fenomen oldu: “Nihilist Penguen”]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/surusunden-ayrildi-fenomen-oldu-nihilist-penguen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/surusunden-ayrildi-fenomen-oldu-nihilist-penguen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca kez paylaşılan kısa bir video, doğanın en trajik anlarından birini gözler önüne serdi. Sürüsünün ters yönüne, Antarktika’nın iç kesimlerindeki buzullara doğru tek başına yürüyen penguen, sosyal medyada modern insanın “tükenmişlik” duygusuyla özdeşleştirilerek küresel bir fenomene dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada “benim ruh halim” notuyla paylaşılan görüntülerde, bir Adélie pengueninin kararlı adımlarla sürüsünden ayrıldığı görülüyor. İnternette “nihilist penguen” olarak adlandırılan bu sahne, eğlenceli bir içerikten çok daha fazlasını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüntülerin kaynağı, yönetmen Werner Herzog’un <em>Antarktika’da Karşılaşmalar</em> adlı belgeseline dayanıyor. Belgesel sırasında ekibin de şaşkınlıkla izlediği penguenin, ne besin ne de eş arayışında olduğu; yönünü kıtanın içlerine, yani hayatta kalma şansının bulunmadığı bir rotaya çevirdiği belirtiliyor. Bilim insanları bu durumu “ölüm yürüyüşü” olarak tanımlıyor. Navigasyon sisteminde meydana gelen biyolojik bir bozulma nedeniyle penguen, geri dönüşü olmayan bir yola giriyor ve kilometrelerce boyunca durmaksızın ilerliyor. Uzmanlara göre bu durum, beyindeki yön bulma merkezinde yaşanan ciddi bir disoryantasyonla bağlantılı.</p>

<p>En çarpıcı noktalardan biri ise bu penguenlerin kurtarılmasının neredeyse imkânsız olması. Geri çevrilen bireylerin kısa süre sonra yeniden aynı yöne doğru yürümeye başladığı gözlemleniyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu görüntünün milyonlarca insanı etkilemesinin nedeni, penguenin yalnız yürüyüşünde modern insanın yabancılaşma, tükenmişlik ve toplumdan kopma hissini görmesi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/surusunden-ayrildi-fenomen-oldu-nihilist-penguen</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/sosyal-medyanin-konustugu-ayrilik.png" type="image/jpeg" length="26422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nadir bir özellik: Neden insanların sadece %10’u solak?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/eliniz-sizi-ozel-kiliyor-olabilir-neden-insanlarin-10u-solak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/eliniz-sizi-ozel-kiliyor-olabilir-neden-insanlarin-10u-solak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okul sıralarından mutfak aletlerine kadar pek çok şeyin sağ elini kullananlara göre tasarlandığı bir dünyada, solaklar varlıklarını sürdürmeye devam ediyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan solaklık, genetikten evrimsel stratejilere uzanan yönleriyle bilim dünyasının en çok merak edilen konularından biri olmayı sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllar solaklığın tek bir genle belirlendiği düşünülse de, güncel araştırmalar bunun karmaşık bir genetik yapı ile çevresel ve rastlantısal faktörlerin birleşimi olduğunu ortaya koyuyor. İkizler üzerinde yapılan çalışmalar, genetiğin solaklık üzerindeki etkisinin yaklaşık yüzde 25 ile sınırlı olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geriye kalan büyük bölümün ise rahim içindeki gelişim süreciyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. PCSK6 gibi bazı genlerin vücut asimetrisinde rol oynadığı bilinse de, solaklığın kimlerde ortaya çıkacağı hâlâ kesin olarak tahmin edilemiyor.</p>

<p>Beyin yapısındaki farklılıklar da solaklığı açıklayan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Solak bireylerde beynin iki yarım küresi arasındaki iletişimi sağlayan “corpus callosum” bağının daha gelişmiş olması, bilgi aktarımının daha hızlı gerçekleşmesine imkân tanıyor. Ayrıca solaklarda dil merkezinin beyinde tek bir noktaya bağlı olmaması, her iki yarım kürenin de bu işlevi paylaşabilmesiyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Evrimsel açıdan bakıldığında ise solaklığın tamamen ortadan kalkmaması “Dövüşçü Teorisi” ile açıklanıyor. Sağ elin baskın olduğu toplumlarda solak bireylerin öngörülemez bir avantaj sağladığı, özellikle dövüş ve raket sporlarında bu durumun istatistiklere yansıdığı ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre solaklık oranının binlerce yıldır yaklaşık yüzde 10 seviyesinde kalması, toplumsal iş birliği ile bireysel rekabet arasındaki hassas evrimsel dengenin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/eliniz-sizi-ozel-kiliyor-olabilir-neden-insanlarin-10u-solak</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/02/sumeyye/s-o-l.png" type="image/jpeg" length="47304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bölge genelinde yağışlı hava etkili oluyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/bolge-genelinde-yagisli-hava-etkili-oluyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/bolge-genelinde-yagisli-hava-etkili-oluyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC genelinde bugün hava bulutlu ve yer yer yağışlı seyrediyor. Bölgenin bazı kesimlerinde zaman zaman sağanak yağmur etkili oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Hava sıcaklığı gün içerisinde 14 ile 18 derece arasında değişiyor. Rüzgarın orta kuvvette esmesi beklenirken, nem oranının yüksek olması nedeniyle hava serin hissediliyor. Yetkililer, özellikle sabah ve akşam saatlerinde yağışlara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</article>

<article dir="auto" tabindex="-1"></article></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/bolge-genelinde-yagisli-hava-etkili-oluyor-1</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/ghrg.png" type="image/jpeg" length="50710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tozlu hava cuma gününe kadar sürecek]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/tozlu-hava-cuma-gunune-kadar-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/tozlu-hava-cuma-gunune-kadar-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Dairesi, son günlerde etkisini sürdüren tozlu havanın cuma gününe kadar devam etmesinin beklendiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Yapılan açıklamada, Kuzey Afrika üzerinden taşınan toz zerreciklerinin hava kirliliğine neden olmaya devam edeceği vurgulandı. Daire, özellikle toza karşı hassasiyeti bulunan kişilerin bu süreçte gerekli önlemleri alması gerektiğini hatırlattı.</p>
</article>

<article dir="auto" tabindex="-1"></article></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/tozlu-hava-cuma-gunune-kadar-surecek</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/hgghgh.png" type="image/jpeg" length="17847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC’de yağışlı ve serin hava etkili oluyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-yagisli-ve-serin-hava-etkili-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-yagisli-ve-serin-hava-etkili-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Dairesi’nden alınan bilgiye göre, ülke genelinde hava parçalı ve çok bulutlu olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yer yer sağanak yağmur bekleniyor. Hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 13 ile 16 derece dolaylarında seyredecek. Rüzgâr genellikle kuzey ve batı yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli esecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, yağışlı hava nedeniyle sürücülerin dikkatli olması konusunda uyarıda bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-yagisli-ve-serin-hava-etkili-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/01/ozge/t-y-y-r-9.png" type="image/jpeg" length="45212"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
