<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Topuz Gazetesi</title>
    <link>https://www.topuzgazetesi.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her Hakkı Saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 05:11:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikologdan Tatil Sonrası Uyum Uyarısı: Uyumadan 20 Dakika Önce Ekranları Bırakın]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/psikologdan-tatil-sonrasi-uyum-uyarisi-uyumadan-20-dakika-once-ekranlari-birakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/psikologdan-tatil-sonrasi-uyum-uyarisi-uyumadan-20-dakika-once-ekranlari-birakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı tatilinin ardından işe ve okula dönüş süreci birçok kişi için zorlayıcı olabiliyor. Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatiller sonrası isteksizlik, dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve motivasyon kaybının sık görüldüğünü belirterek, bu durumun genellikle geçici olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p>Kurban Bayramı tatilinin ardından işe ve okula dönüş süreci birçok kişi için zorlayıcı olabiliyor. Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatiller sonrası isteksizlik, dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve motivasyon kaybının sık görüldüğünü belirterek, bu durumun genellikle geçici olduğunu söyledi.</p>

<p>Savaş, tatil boyunca değişen uyku saatleri, artan ekran kullanımı ve günlük sorumluluklardan uzaklaşmanın dönüş sürecini etkilediğine dikkat çekti. Tatil sonrası en büyük hatalardan birinin ise bir günde eski tempoya dönmeye çalışmak olduğunu ifade eden Savaş, bedenin ve zihnin yeniden uyum sağlaması için zamana ihtiyaç duyduğunu vurguladı.</p>

<p>Çocuklarda okula dönüş sürecinin daha hassas yönetilmesi gerektiğini belirten Savaş, ailelerin baskıcı değil destekleyici bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi. Uyku ve beslenme düzeninin yeniden oluşturulmasının çocukların adaptasyonunu kolaylaştıracağını kaydetti.</p>

<p>Uyku düzeninin tatil sonrası uyum sürecinde önemli rol oynadığını belirten Savaş, uyumadan en az 20 dakika önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının bırakılmasını önerdi. Kitap okumak, nefes egzersizleri yapmak ve sakinleştirici rutinler oluşturmak da kaliteli uykuya geçişi kolaylaştırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savaş ayrıca yatak odasının serin, karanlık ve sessiz olmasının uyku kalitesini artırdığını ifade etti. Tatil sonrası motivasyon kaybı ve isteksizlik halinin haftalarca sürmesi, günlük yaşamı olumsuz etkilemesi durumunda ise profesyonel destek alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>#Sağlık #Psikoloji #UykuDüzeni #TatilSonrası #Motivasyon #EkranSüresi #UzmanUyarısı #RuhSağlığı #OkulaDönüş #İşeDönüş</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/psikologdan-tatil-sonrasi-uyum-uyarisi-uyumadan-20-dakika-once-ekranlari-birakin</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/06/sumeyye/u1-5.png" type="image/jpeg" length="97555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofrasında Yasaklar Değil Denge Kazanacak!]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/bayram-sofrasinda-yasaklar-degil-denge-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/bayram-sofrasinda-yasaklar-degil-denge-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayram sofrasında canınız sıkılmasın, yasaklar değil denge kazansın! Ağır kavurma kahvaltılarına ve taze kesilmiş etin getirdiği hazımsızlığa karşı uzmanından kritik uyarılar geldi: İşte sağlığınızı koruyacak 5 pratik ipucu!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte geleneksel lezzetler ve kırmızı et sofralardaki yerini almaya hazırlanıyor. Ancak bayram coşkusuyla yapılan kontrolsüz ve ölçüsüz beslenme tercihleri; hazımsızlık, mide problemleri, ani tansiyon yükselmeleri ve kalp-damar rahatsızlıkları gibi ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. <strong>Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Deregözü</strong>, bayram boyunca yapılan en büyük hatanın "porsiyon kontrolünü kaybetmek" olduğunu vurgulayarak, katı yasaklar koymak yerine sofrada dengeyi yakalamanın hem ruhu hem de bedeni koruyacağını belirtiyor.</p>

<p><strong>“Yeni Kesilmiş Et Hemen Tüketilmemeli”</strong></p>

<p><strong>Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Deregözü</strong>, bu dönemde etin henüz dinlenme sürecini tamamlamadığı için sert yapıda olduğunu ve sindiriminin daha zor olabileceğini belirterek uyarıyor: “Etin kesim sonrası rigor mortis sürecinin geçmesi, yani en az 12 ila 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Bu süreç tamamlanmadan tüketilen et; şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Özellikle kavurma tüketiminde yağ miktarına dikkat edilmeli.”</p>

<p><strong>Kavurma Kahvaltılarına Dikkat</strong></p>

<p>Bayram sabahlarında geleneksel hale gelen kavurma kahvaltıları, güne ağır ve yağlı öğünlerle başlanmasına neden olarak gün boyu sindirim problemlerini artırabiliyor. Sabah saatlerinde yoğun yağ içeren kırmızı et tüketmek mideyi ciddi şekilde zorlayabileceğinden, kahvaltıda daha hafif seçeneklerin tercih edilmesi gerekiyor. Güne başlarken yumurta, peynir, bol sebze ve tam tahıllı ürünlerle dengeli bir tabak oluşturmak sağlık açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Etin Yanında Mutlaka Sebze Tüketin</strong></p>

<p>Kırmızı etin yanında lifli besinlerin tüketilmesi sindirim sistemini doğrudan destekliyor. Bu nedenle bayram sofralarında sadece et ağırlıklı beslenmek yerine; salata, zeytinyağlı sebze yemekleri ve yoğurt gibi besinlere mutlaka yer verilmesi gerekiyor. Eti bol yeşillikle desteklemek sindirimi kolaylaştırırken, gün içindeki su tüketimi de bu sürece yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Tatlı ve İçecek Tüketiminde Ölçü Şart</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde artan hem et hem tatlı tüketimi, günlük kalori miktarını ciddi şekilde yükselterek vücuda ağır bir yük bindiriyor. Bu riski azaltmak adına porsiyon kontrolü hayati bir rol oynuyor. Ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların veya meyvelerin tercih edilmesi, gazlı ve şekerli içeceklerin yerine ise su, ayran ya da şekersiz alternatiflerin seçilmesi öneriliyor.</p>

<p><strong>Kronik Hastalar Daha Dikkatli Olmalı</strong></p>

<p>Kalp rahatsızlığı, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol problemi yaşayan bireylerin bayram boyunca beslenmelerine ekstra özen göstermesi gerekiyor. Aşırı yağlı et tüketimi kronik sağlık sorunlarını aniden tetikleyebileceği için bu gruptaki bireylerde porsiyon kontrolü çok daha kritik bir hale geliyor. Beslenme düzeninin yanı sıra gün içindeki hareketi artırmak ve kısa yürüyüşler yapmak da dengenin korunmasına yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Bayram Sofralarında Dengeyi Korumak Mümkün</strong></p>

<p>Bayramın keyfini çıkarırken aynı zamanda sağlığı korumak, katı yasaklar koymak yerine "denge" kurmaktan geçiyor. Tamamen kısıtlayıcı bir yaklaşım yerine, sunulan ikramları ölçülü ve porsiyonları küçülterek tüketmek, hem bayram geleneklerini sürdürmeyi hem de süreci sağlıklı bir şekilde atlatmayı sağlıyor.</p>

<p>Kurban Bayramı İçin 5 Pratik İpucu</p>

<p>· <strong>Eti 24 saat dinlendirin:</strong> Yeni kesilen kurban etini şişkinlik ve hazımsızlık yaşamamak için en az 12 ila 24 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra tüketin.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 05 26 104007" class="detail-photo img-fluid" height="257" src="https://topuzgazetesicom.teimg.com/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/elif/ekran-goruntusu-2026-05-26-104007.png" width="353" /></p>

<p>· <strong>Kavurmayı kendi yağıyla pişirin:</strong> Kavurma yaparken ete ekstra tereyağı veya kuyruk yağı eklemek yerine, eti kısık ateşte kendi suyu ve yağıyla pişirmeyi tercih edin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· <strong>Tabağınızın yarısını sebzeye ayırın:</strong> Kırmızı etin sindirimini kolaylaştırmak için tabağınızda etin yanına mutlaka bol lifli yeşil salata veya sebze yemeği ekleyin.</p>

<p>· <strong>Şerbetli yerine sütlü tatlı seçin:</strong> Bayram ziyaretlerinde vücuda aşırı şeker ve kalori yüklemesi yapmamak için hamurlu tatlılar yerine hafif sütlü tatlıları tercih edin.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 05 26 104248" class="detail-photo img-fluid" height="277" src="https://topuzgazetesicom.teimg.com/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/elif/ekran-goruntusu-2026-05-26-104248.png" width="429" /></p>

<p>· <strong>Asitli içeceklerden uzak durun:</strong> Ağır yemeklerin yanında mideyi daha fazla yoracak asitli ve şekerli içecekler yerine bol su, ayran veya sade maden suyu tüketin.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 05 26 104501" class="detail-photo img-fluid" height="262" src="https://topuzgazetesicom.teimg.com/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/elif/ekran-goruntusu-2026-05-26-104501.png" width="262" /></p>

<h2></h2></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/bayram-sofrasinda-yasaklar-degil-denge-kazanacak</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/elif/b-a-y-r-a-m-1.jpg" type="image/jpeg" length="10880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV Aşısı Uygulaması İlçelerde Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hpv-asisi-uygulamasi-ilcelerde-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hpv-asisi-uygulamasi-ilcelerde-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, geçen yıl başlatılan HPV aşısı uygulamasının bu yıl da sürdüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Sağlık Bakanlığı, geçen yıl başlatılan HPV aşısı uygulamasının bu yıl da sürdüğünü açıkladı. Bakanlık, özellikle 2013 doğumlu 13 yaş grubundaki çocukların aşılarını ilçe sağlık merkezlerinde yaptırabileceğini duyurdu.</h2>

<p>Yapılan açıklamada, 2012 doğumlu olup henüz aşılarını yaptırmayan çocukların da sağlık merkezlerine başvurarak HPV aşısından faydalanabileceği belirtildi. Geçen yıl ilk doz aşısını yaptırıp ikinci dozu bu yıla kalan çocukların ise eksik aşılarını tamamlayabileceği ifade edildi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı ayrıca, 2011 doğumlu çocuklar için de HPV aşı uygulamasının 18 Mayıs ile 31 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirileceğini bildirdi. Bu yaş grubundaki çocukların belirtilen tarihler arasında ilgili sağlık merkezlerinde aşılarını yaptırabilecekleri kaydedildi.</p>

<p>Bakanlık, HPV aşısının toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek ailelere çocuklarının aşı takvimlerini aksatmamaları çağrısında bulundu.</p>

<h3>HPV Aşısı Yapılan Sağlık Merkezleri</h3>

<p><strong>Lefkoşa:</strong><br />
Tren Yolu Sağlık Merkezi, Dr. Engin Arkan Değirmenlik Sağlık Merkezi, Acil Durum Hastanesi Çocuk Aşı Polikliniği</p>

<p><strong>Gazimağusa:</strong><br />
Maraş Sağlık Merkezi, Akdoğan Sağlık Merkezi, Geçitkale Sağlık Merkezi, Serdarlı Sağlık Merkezi</p>

<p><strong>Girne:</strong><br />
Lapta Sağlık Merkezi, Esentepe Sağlık Merkezi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güzelyurt ve Lefke:</strong><br />
Güzelyurt Sağlık Merkezi, Lefke Sağlık Merkezi</p>

<p><strong>İskele:</strong><br />
Dr. Orhan Müderrisoğlu İskele Sağlık Merkezi, Yenierenköy Sağlık Merkezi, Havva Yekta Kurteli Mehmetçik Sağlık Merkezi</p></p>]]></content:encoded>
      <category>KIBRIS, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hpv-asisi-uygulamasi-ilcelerde-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/a3-9.png" type="image/jpeg" length="77811"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enerji Değil, Resmen Sıvı Zehir! Ünlü Enerji İçeceklerinde 'BPA' Skandalı:]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/enerji-degil-resmen-sivi-zehir-unlu-enerji-iceceklerinde-bpa-skandali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/enerji-degil-resmen-sivi-zehir-unlu-enerji-iceceklerinde-bpa-skandali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji içeceği tutkunlarına kötü haber! Almanya'daki dev inceleme korkunç gerçeği ortaya çıkardı! 22 popüler enerji içeceğinden 20'si sınıfta kaldı. Bağışıklığı çökerten, kısırlığa yol açan o madde kutuların içinden çıktı. İşte içmeden önce iki kez düşündürecek o liste...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Enerji İçeceklerinde Büyük Skandal: Kutuya Hapsolmuş Görünmez Tehlike!</strong></p>

<p>Almanya'da yapılan son laboratuvar incelemeleri, enerji içeceği sektörünü sarsacak bir skandalı gün yüzüne çıkardı. Tüketici dergisi <strong>Öko-Test</strong>, market raflarının en çok satan 22 markasını mercek altına aldı ve sonuçlar tam bir hayal kırıklığı yarattı.</p>

<p><strong>22 Üründen 20'si 'Zehir' Saçıyor!</strong></p>

<p>Yapılan testlerde, ürünlerin %90'ında hormon bozucu etkisiyle bilinen <strong>Bisfenol A (BPA)</strong> maddesi tespit edildi. Maddenin içeceğin kendisinden değil, metal kutuların iç kaplamasında kullanılan epoksi reçinelerden sıvıya sızdığı belirlendi.</p>

<p><strong>Hangi Markalar Sınıfta Kaldı?</strong></p>

<p>Test sonuçlarına göre piyasanın dev isimleri ağır darbe aldı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Monster Energy, Booster ve Flying Power:</strong> Yüksek BPA oranlarıyla "yetersiz" notu alarak en riskli grupta yer aldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Red Bull:</strong> Çok düşük seviyede BPA ile "yeterli" notu alabildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hell Energy:</strong> Listede BPA’ya rastlanmayan tek ürün olarak dikkat çekti.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Vücutta Neler Yapıyor?</strong></p>

<p>Uzmanlar BPA'nın sadece bir kimyasal olmadığını, vücutta hormonları taklit ederek ciddi hasarlar verdiğini belirtiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Doğurganlık:</strong> Kısırlık riskini artırıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gelişim:</strong> Çocuklarda davranış bozukluklarına yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bağışıklık:</strong> Çok düşük dozlarda bile bağışıklık sistemini zayıflatıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanser Riski:</strong> Meme kanseri ve obezite ile doğrudan ilişkilendiriliyor.</p>
 </li>
</ul></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/enerji-degil-resmen-sivi-zehir-unlu-enerji-iceceklerinde-bpa-skandali</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/elif/e-n-e-r-j-i-2.jpg" type="image/jpeg" length="61663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sofraya oturur oturmaz tuz ekleyenler dikkat! Uzmanlardan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/sofraya-oturur-oturmaz-tuz-ekleyenler-dikkat-uzmanlardan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/sofraya-oturur-oturmaz-tuz-ekleyenler-dikkat-uzmanlardan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Efsun Özdemir Arık; "Tuz yeterli tüketildiğinde yararlı, fazla tüketildiğinde ise zararlı bir besindir. Dünya sağlık örgütüne göre tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulması önerilmektedir. Bu da yaklaşık 1 çay kaşığı tuza denk gelmektedir. Tuzun içindeki sodyum, sinirlerimizin birbiriyle haberleşmesini sağlar" açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fazla tuz tüketildiğinde vücutta oluşabilecek zararlarından da ifade eden Diyetisyen Efsun Özdemir Arık; "Fazla tuz demek, vücudun su toplaması ve ödem dediğimiz o şişkinliklerin oluşması demektir. En büyük zararı ise damarlaradır. Fazla tuz damarları gerer, bu da yüksek tansiyona davetiye çıkarır. Kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve kemik erimesi gibi dertlerin arkasında hep o fazla kaçırılan tuzluk yatmaktadır. Hipertansiyon yani yüksek tansiyon hastalığı ise kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tuz tüketimine dikkat etmek için yapılması gereken beslenme önerilerinden de bahseden Diyetisyen Efsun Özdemir Arık; "Yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçilmelidir. Sofrada sürekli tuzluk bulundurmak da gereksiz tuz kullanımına yol açabilir. Yemeklere lezzet katmak için yalnızca tuz kullanmak yerine nane, kekik, pul biber, sarımsak, limon ve çeşitli baharatlardan da yararlanılabilir. Evde hazırlanan yemekler tercih edilmeli, hazır ve paketli gıdalardan uzak durulmalıdır. Sebze, meyve, yoğurt, baklagiller ve doğal besinlerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Ayrıca bol su içmek, düzenli uyumak ve spor yapmak da sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Hipertansiyon hastaları ise tüm bunların dışında salamura yiyecek, turşu, tuzlu salça, soda, tuzlu peynir, tuzlu zeytin ve tuzlu ekmek tüketmemeye de özen göstermelidir" ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/sofraya-oturur-oturmaz-tuz-ekleyenler-dikkat-uzmanlardan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 23:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/t1-3.png" type="image/jpeg" length="68287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eczacılar Sokakta: “Eczacısız İlaç Olmaz”]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/eczacilar-sokakta-eczacisiz-ilac-olmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/eczacilar-sokakta-eczacisiz-ilac-olmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mayıs Eczacılık Günü öncesinde eczacılar yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek için sokağa indi. “Eczacısız ilaç olmaz” ve “Devlet sağlık sistemini yönetsin, ilacı eczacı verir” yazılı afişlerle mesaj veren eczacılar, özellikle hayati öneme sahip ilaçlara erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Umut Öksüz, Kıbrıs Postası’na yaptığı açıklamada, eczacıların taleplerinin net olduğunu belirterek, vatandaşın ilaca güvenli ve kolay şekilde ulaşabilmesi gerektiğini söyledi. Öksüz, özellikle onkoloji ilaçlarında ciddi erişim sorunları yaşandığını ifade ederek, “Kimse hastane koridorlarında eczacısız ilaç aramak zorunda kalmamalı” dedi.</p>

<p>Öksüz, vatandaşların evine en yakın eczaneden ilacını ücretsiz ya da sigorta kapsamında güvenle temin edebilmesi gerektiğini kaydederken, eczacının sağlık sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdi.</p>

<p>“Kamuda eczacı eksikliği var” diyen Öksüz, devletin ilaç temin etmesine karşı olmadıklarını ancak sistemin planlı ve denetimli yürütülmesi gerektiğini söyledi. İlacın doğru şekilde hastaya ulaştırılacağı yerin eczane olduğunu belirten Öksüz, eczacının sistem dışına itilmesinin doğrudan vatandaşın mağduriyetine yol açtığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reçete soruşturmasına da değinen Öksüz, uygulanan teminat kararlarının bazı eczacıların dolaşım özgürlüğünü kısıtladığını belirterek, yaşanan sürecin sadece meslekle ilgili değil, doğrudan halk sağlığıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Eczacılar, sağlık sistemindeki aksaklıkların giderilmesi ve ilaç erişiminde yaşanan sorunların çözülmesi çağrısında bulunurken, “Eczacı yoksa sağlık da eksik kalır” mesajı verdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>KIBRIS, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/eczacilar-sokakta-eczacisiz-ilac-olmaz</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/i1.png" type="image/jpeg" length="54704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DALKAN’DAN DİNÇYÜREK’E SERT SÖZLER]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/dalkandan-dincyureke-sert-sozler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/dalkandan-dincyureke-sert-sozler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in Cumhuriyet Meclisi’nde yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan Dalkan, Bakan Dinçyürek’in Meclis kürsüsünden “yalan söylediğini” iddia etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>“KİMSE SİZE İNANMIYOR, SAĞLIK SİSTEMİNİ YÖNETEMEDİNİZ”</h1>

<p>Doktor bilgi sistemi konusunda Sağlık Bakanlığı’nın talebini tüm hekimlere anında duyurduklarını belirten Dalkan, yapılan duyurunun ilaç takip sistemiyle değil, doktor bilgi sistemiyle ilgili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yaklaşık 6 ay önce Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleştirilen toplantıda birlikten doktor bilgilerinin talep edilmesinin kararlaştırıldığını kaydeden Dalkan, buna rağmen bugüne kadar kendilerine resmi bir başvuru yapılmadığını savundu.</p>

<p>E-reçete konusunda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarını vurgulayan Dalkan, gerekli düzenlemelerin tüzük değişiklikleriyle hayata geçirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Sağlık Bakanı Dinçyürek’in sözünü ettiği şekilde bir “aşı takip sistemi” bulunmadığını ileri süren Dalkan, çocuk hekimi olarak böyle bir sistemle ilgili herhangi bir çalışma ya da bilgilendirme görmediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık merkezleri ve hastanelerin açılmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Dalkan, sağlık çalışanlarının planlanması, eğitimi ve altyapı hazırlıklarının da eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Girne ve Güzelyurt hastaneleri tamamlandığında da personel eksikliğinin yaşanacağını öne süren Dalkan, hükümetin sağlık sistemini güçlendirmek yerine yalnızca ihalelerle ilgilendiğini iddia etti.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın sağlık çalışanları ve kamusal nitelikli birliklerle iş birliği yapmak yerine çatışma ortamı yarattığını savunan Dalkan, Bakan Dinçyürek’in sağlık çalışanlarına yönelik “yalan yanlış ithamlarda” bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Açıklamasında sert ifadeler kullanan Dalkan, “Kimse size inanmıyor, kimse size güvenmiyor” diyerek mevcut dönemin sağlık yönetimi açısından “kara bir leke” olarak tarihe geçtiğini savundu.</p>

<p>Dalkan açıklamasının sonunda, “Olmadı; yapamadınız; yönetemediniz; sadece ihalelerle ilgilendiniz” ifadelerini kullanarak Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’i görevi bırakmaya çağırdı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>KIBRIS, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/dalkandan-dincyureke-sert-sozler</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/a3-7.png" type="image/jpeg" length="10670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Gencim bir şey olmaz" diyenler dikkat! 20'li yaşlarda sinsi sinsi ilerliyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/gencim-bir-sey-olmaz-diyenler-dikkat-20li-yaslarda-sinsi-sinsi-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/gencim-bir-sey-olmaz-diyenler-dikkat-20li-yaslarda-sinsi-sinsi-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, mide ve kolon kanserlerinin artık 20'li yaşlarda da görülebildiğini belirterek gençlerin dışkıda kan görülmesini hemoroid sanıp geçiştirmemesi gerektiğini söyledi. Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesi tanıyı geciktiriyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, son yıllarda mide ve bağırsak kanserlerinin daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirterek, özellikle dışkıda kan görülmesi gibi belirtilerin hemoroid düşünülerek ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Yaşam tarzındaki değişimlerin kanser riskini artırdığına dikkat çeken Durak, erken teşhis için düzenli kontrollerin önemine vurgu yaptı.</p>

<p><img alt="&quot;Gencim bir şey olmaz&quot; diyenler dikkat! 20 li yaşlarda sinsi sinsi ilerliyor 1" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24572728/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>"ARTIK 20'Lİ VE 30'LU YAŞLARDA DA GÖRÜYORUZ"</h2>

<p>Kanser vakalarının yaş ortalamasının giderek düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Serdar Durak, "Artık hemen hemen tüm kanser türleri daha genç yaşlarda görülmeye başlanıyor. Eskiden 50-60 yaş üstünde görülmesi daha normal karşılanırken, artık 20'li ve 30'lu yaşlarda da birçok kanser türünü görebiliyoruz. Özellikle mide ve bağırsak kanserlerinde bu durum dikkat çekiyor" dedi.<br />
Bu durumun nedenlerine değinen Durak, "Genetik faktörler ve beslenmeyle ilgili nedenler etkili olabiliyor. Ancak yapılan çalışmalarda, asıl nedenin yaşam ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi olduğu gösteriliyor. Obezitenin artması, sigara ve alkol tüketiminin yaygınlaşması, hareketsizlik ile kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminin artması bu durumun başlıca nedenleri arasında yer alıyor" açıklaması yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>"HEMOROİD DEYİP GEÇİŞTİRİLİYOR"</h2>

<p>Genç yaşta görülen kanserlerin daha agresif ilerleyebildiğini belirten Durak, "Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni vakaların en az beşte birinin 50 yaş altındaki bireylerde görülmesi bekleniyor. Genç yaşta görülen kanserlerin bir kısmında genetik altyapı da olabiliyor. Bu durumlarda hastalık daha hızlı, daha sinsi ve daha agresif ilerleyebiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Birçok hastanın belirtileri önemsemediğini kaydeden Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesiyle belirtiler göz ardı edilebiliyor. Örneğin dışkıda kan görülmesini hemoroide bağlayıp geçiştiren hastalar oluyor. Bu nedenle de tanı çoğu zaman ileri evrede konuluyor" dedi.</p>

<p></p>

<h2>"KANLI DIŞKILAMA HER ZAMAN KANSER DEMEK DEĞİL"</h2>

<p>Kanlı dışkılamanın her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Durak, "Kanlı dışkılama ya da dışkılama sırasında kan gelmesi her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak bu tür durumlarda mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına muayene olmak gerekiyor. Şikayetler devam ederse mutlaka kolonoskopi ile altta farklı bir neden olup olmadığı araştırılmalı" şeklinde konuştu.</p>

<h2>"TARAMA YAŞI 50'DEN 45'E DÜŞÜRÜLDÜ"</h2>

<p>Mide ve <a cmp-ltrk="Article body links" cmp-ltrk-idx="1" href="https://www.mynet.com/haberler/kolon" rel="nofollow" mrfobservableid="59aba713-ceff-41ad-85ca-92b421abf1bf">kolon</a> kanserlerinin belirtilerine ilişkin bilgi veren Durak, mide kanserinde karın ağrısı, bulantı, kusma, açıklanamayan kilo kaybı ve yutma güçlüğünün görülebildiğini söyledi. Kolon kanserinde ise dışkıda kan, tekrarlayan karın ağrıları, kansızlık ve kilo kaybının dikkat çekici belirtiler arasında yer aldığını ifade etti.<br />
Kolon kanseri tarama yaşının düşürüldüğünü belirten Durak, "Eskiden kolon kanseri için tarama yaşı 50 olarak kabul ediliyordu. Ancak hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başlanması nedeniyle bu yaş sınırı 45'e düşürüldü. İlerleyen dönemde bu yaşın daha da aşağı çekilmesi gündeme gelebilir" dedi.</p>

<p><img alt="&quot;Gencim bir şey olmaz&quot; diyenler dikkat! 20 li yaşlarda sinsi sinsi ilerliyor 4" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24572737/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>"KOLONOSKOPİ SIRASINDA KANSER ÖNCÜSÜ POLİPLER TEMİZLENEBİLİYOR"</h2>

<p>Düzenli kontrollerin önemine dikkat çeken Durak, "Kolonoskopi sırasında ‘polip' adı verilen ve kansere dönüşme riski taşıyan yapılar tespit edilebiliyor. Bu polipler aynı işlem sırasında temizlenebiliyor. Eğer temizlenmezlerse 1 yıl, 3 yıl ya da 5 yıl içinde kansere dönüşebiliyorlar. Böylece hasta kansere dönüşmeden tedavi edilmiş oluyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sağlıklı yaşamın kanser riskini azaltmada önemli olduğunu belirten Durak, "Kilo kontrolü sağlanmalı, işlenmiş ve tütsülenmiş gıdalar daha az tüketilmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli, düzenli hareket edilmeli. Özellikle aile öyküsü bulunan kişiler kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/gencim-bir-sey-olmaz-diyenler-dikkat-20li-yaslarda-sinsi-sinsi-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/a1-5.png" type="image/jpeg" length="69825"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Girne’de sağlık ve farkındalık buluşması düzenleniyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/girnede-saglik-ve-farkindalik-bulusmasi-duzenleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/girnede-saglik-ve-farkindalik-bulusmasi-duzenleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne’de toplum sağlığına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir etkinlik hayata geçiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Girne Belediyesi’nin katkıları ve LÖSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı) iş birliğiyle düzenlenen “Sağlık ve Farkındalık Buluşması”, 12 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Girne Belediyesi Oda Tiyatrosu’nda saat 14.00’te başlayacak olan etkinlikte, lösemi ve kanser konusunda bilinçlendirme çalışmaları ön planda olacak. Düzenlenecek seminerde, katılımcılara hem hastalıklara dair temel bilgiler hem de farkındalık oluşturacak önemli başlıklar aktarılacak.</p>

<p>Program kapsamında; “Lösemi nedir?”, “LÖSEV’in kuruluş hikayesi”, “LÖSEV ofisleri ve temel yapı taşları”, “Doğal yaşam ve kanser ilişkisi”, “Kanser farkındalığı”, “Hastalara sunulan destekler”, “Kampanya dönemleri” ile “Gönüllülük nedir ve LÖSEV’in düzenlediği etkinlikler” gibi konular ele alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ücretsiz olarak düzenlenecek etkinlikte, katılımcılar hem sağlık alanında bilinçlenecek hem de sosyal dayanışmanın önemine dikkat çekilecek. Organizasyon, kanser farkındalığını artırmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Etkinliğe katılmak isteyenler, 0533 879 95 95 numaralı telefon üzerinden kayıt ve detaylı bilgi alabilecek.</p>
</section>

<section dir="auto">
<p></p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/girnede-saglik-ve-farkindalik-bulusmasi-duzenleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/awehjklkjhgfds.png" type="image/jpeg" length="19645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bedenini Tanımak Ayıp Değil]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/bedenini-tanimak-ayip-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/bedenini-tanimak-ayip-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mastürbasyon hakkında konuşmak birçok insan için zor. Çünkü bu konu yıllardır ayıp, yasak, zararlı ya da ‘sadece erkeklerin yaptığı bir şey’ gibi yanlış inanışların gölgesinde konuşuldu. Oysa mastürbasyon, insan cinselliğinin en doğal davranışlarından biri. Üstelik yalnızca cinsel hazla değil bedenini tanıma, stres azaltma, rahatlama ve cinsel sağlığı anlama ile de ilişkili.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mayıs ayı dünya genelinde ‘Mastürbasyon Ayı’ olarak anılıyor. Bu nedenle bu hafta mastürbasyon hakkında konuşmak istedim. Çünkü cinsellik hakkında yanlış bilgilerin en yoğun olduğu konulardan biri mastürbasyon. Ve yanlış bilgiler, insanların kendi bedenleriyle olan ilişkisini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p><strong>Öncelikle en temel yerden başlayalım; mastürbasyon zararlı değildir.</strong> Evet, yıllardır bunun tam tersini duyduk. ‘Kör yapar’, ‘kısırlık yapar’, ‘sperm azalır’, ‘kadınlar yapmaz’, ‘fazlası ruh sağlığına zarar verir’, ‘ilişkiyi bozar’ gibi onlarca şehir efsanesi nesilden nesile aktarıldı ve aktarılmaya da devam ediyor. Ancak bilimsel olarak mastürbasyon körlük, kısırlık, fiziksel çöküş, ruh sağlığı sorunları ya da kalıcı cinsel işlev bozukluğu yarattığını gösteren bir kanıt yoktur. Tam tersine mastürbasyon birçok insan için güvenli bir cinsel davranış olabilir. İstenmeyen gebelik riski yoktur, cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski partnerli davranışlara göre daha düşüktür ve insanlar kendi bedenlerini tanıma fırsatı bulabilir. Aslında birçok insanın cinselliğini ilk keşfetme yollarından biri mastürbasyondur. Neyden hoşlandığını, hangi dokunuşların iyi hissettirdiğini, hangi hızın, baskının veya temasın haz verdiğini öğrenmek zaman alabiliyor. Mastürbasyon da bu keşif alanlarından biri olabiliyor.</p>

<p>İnternette sık sık ‘en iyi mastürbasyon tekniği’, ‘şu hareket orgazm garantili’, ‘kadınlar böyle yapmalı’, ‘erkekler şöyle yapmalı’ gibi içeriklerle karşılaşıyoruz. Ancak cinsellik kişisel bir deneyimdir. Her beden farklıdır. Herkesin hoşlandığı dokunuş, tempo, baskı, ortam ya da uyarılma şekli değişebilir. Bu nedenle tek bir ‘normal’ mastürbasyon biçimi yoktur. Bazı insanlar ellerini kullanır, bazıları seks oyuncaklarını tercih eder, bazıları hayal gücünden hoşlanır, bazıları görsel veya işitsel içeriklerle uyarılır. Kimileri hızlı dokunuşlardan hoşlanırken, kimileri daha yavaş uyarılmayı tercih eder. Bazıları orgazm olmak ister, bazıları yalnızca rahatlama hissi için mastürbasyon yapar. Bunların hepsi olağandır.</p>

<p>Bir başka önemli yanlış inanış da mastürbasyonun yalnızca ‘yalnız insanlar’ için olduğu düşüncesidir. Hayır! İlişkisi olan insanlar da mastürbasyon yapabilir. Birçok insan partneri olsa da mastürbasyona devam eder. Bir insanın kendi bedenine dokunması, kendi cinselliğini bireysel olarak deneyimlemesi ilişkisinde sorun olduğu anlamına gelmez. Bazı partnerler mastürbasyonu birlikte deneyimleyebilir, bazıları bunu bireysel bir alan olarak tutabilir. Burada önemli olan şey açık iletişim, karşılıklı saygı ve onaydır.</p>

<p>Kadın mastürbasyonu ise hala toplumun en çok ‘yokmuş’ gibi davrandığı konulardan biri. Erkeklerin mastürbasyon yapması ‘doğal bir ihtiyaç’ olarak görülürken kadınların cinsel haz yaşaması çoğu zaman bastırılıyor. Oysa kadınların mastürbasyon yapması da olağandır. Kadınların cinsel haz alması utanılacak değil insan bedeninin doğal bir parçasıdır. Üstelik araştırmalar, kendi bedenini tanıyan insanların partnerli ilişkilerde de cinsel hazlarını daha iyi ifade edebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Bir diğer yanlış inanış ise <strong>‘sık mastürbasyon bağımlılıktır’.</strong> Bir davranışın sıklığı tek başına bir problem olduğunu göstermez. Bir insanın sık mastürbasyon yapması otomatik olarak bağımlı olduğu anlamına da gelmez. Önemli olan bu davranışın kişinin günlük yaşamını nasıl etkilediğidir. Eğer mastürbasyon kişinin sosyal yaşamını, işlevselliğini, ilişkilerini, günlük sorumluluklarını olumsuz olarak etkiliyorsa; kişi bunu istemediği halde kontrol etmekte zorlanıyor ya da yalnızca stresle baş etmenin tek yolu haline geldiyse profesyonel destek faydalı olabilir. Ancak sadece ‘çok yapmak’ tek başına bir problem göstergesi değildir. Aynı şekilde hiç mastürbasyon yapmamak da bir problem değildir. Bazı insanlar düzenli mastürbasyon yapar, bazıları nadiren yapar, bazıları hiç yapmak istemez. İnsanların cinsel isteği, merakı ve davranışları birbirinden farklıdır. Burada önemli olan kişinin bedeniyle kurduğu sağlıklı ilişkidir.</p>

<p>Mastürbasyonun fiziksel ve psikolojik etkileri de kişiden kişiye değişebilir. Bazı insanlar mastürbasyon sonrası rahatlama hissederken, bazıları uykuya daha kolay dalabildiğini söyler. Bazıları için stres azaltıcı olabilir. Birçok insan ise mastürbasyon yaptıktan sonra yoğun suçluluk, utanç veya pişmanlık hissedebiliyor. Bunun nedeni çoğu zaman davranışın kendisi değil yıllarca duyulan baskıcı söylemlerdir. Özellikle ‘ayıp’, ‘kirli’, ‘ahlaksız’, ’karakter bozukluğu’ gibi söylemler insanların bedenlerinden utanmasına neden olabiliyor. Cinsellik hakkında konuş(a)mayan toplumlarda insanlar bilgiyi çoğu zaman korkudan, arkadaş ortamından ya da internet efsanelerinden öğreniyor. Ve sonunda da bedenini tanımaya çalışan insanlar istemsiz olarak gereksiz kaygılar yaşayabiliyor.</p>

<p>Bir de şu konu var; <strong>mastürbasyon pornografik içeriklerle eş anlamlı değildir.</strong> Evet, bazı insanlar mastürbasyon sırasında pornografik içeriklere ulaşabilir. Ancak mastürbasyon yapmak için bu içeriklerden yararlanmak bir zorunluluk değildir. Hayal gücü, duygusal uyarılar, erotik düşünceler veya yalnızca fiziksel temas da yeterli olabilir.</p>

<p>Mastürbasyon konusunu konuşurken hijyen konusunu da unutmamalıyız. Eğer seks oyuncakları kullanılıyorsa bunların temizliği önemlidir. Kullanılan materyallerin güvenli olması gerekir. Vücuda zarar verebilecek, tahriş oluşturabilecek ya da hijyenik olmayan nesneler kullanılmamalıdır.</p>

<p>Belki de mastürbasyon hakkında ihtiyacımız olan şey; konuşabilmek. İnsan bedenini korkuyla değil bilgiyle tanımak. Utançla değil farkındalıkla yaklaşmak. Çünkü yanlış bilgiler korku yaratır. Doğru bilgiler ise insanın kendi bedeniyle daha sağlıklı bir ilişki kurmasına yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: <a href="https://www.yeniduzen.com/mayis-masturbasyon-ayi-25516yy.htm?fbclid=IwY2xjawRtisNleHRuA2FlbQIxMABicmlkETFCRG5OYlFxT0dIcmhiak5Zc3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHjkMMEyHpsG13r0SDVzIP_VZCFnjsTWel7wZW0rCUmEyv8z1ZaPXSSSPE-7u_aem_6AWO7VkF0M4uL3kKbQlxeQ" rel="nofollow" target="_blank">Mayıs: Mastürbasyon Ayı - Uzm. Nilsu Atıcı</a></p></p>]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/bedenini-tanimak-ayip-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/a5.png" type="image/jpeg" length="98899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirus alarmı sonrası Sağlık Bakanlığı’ndan açıklama]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-alarmi-sonrasi-saglik-bakanligindan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-alarmi-sonrasi-saglik-bakanligindan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hantavirus hakkında kamuoyunu bilgilendiren bir açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Açıklamada, hantavirusun kemirgen hayvanların idrar, dışkı veya salyası ile doğrudan temas ya da bu salgılarla kontamine olmuş yüzeylerle temas sonrası bulaşabilen ve solunum yolu hastalığına neden olabilen bir virüs olduğu belirtildi.</p>

<p>Hastalığın baş ağrısı, ateş, bulantı ve karın ağrısı gibi şikayetlerle başlayabildiği ifade edilirken, bazı vakalarda solunum yetmezliğine kadar ilerleyebileceği kaydedildi.</p>

<p>Bakanlık, hantavirus enfeksiyonunun spesifik bir tedavisi veya aşısının bulunmadığını, hastalara destek tedavisi uygulandığını açıkladı.</p>

<p>Dünya genelinde nadir görülen hastalığın, son olarak hantavirus vakalarının daha sık rapor edildiği ülkelerden biri olan Arjantin’den ayrılan bir gezi gemisinde bildirildiği aktarıldı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün mevcut durumda hastalığın genel topluma yayılım riskinin düşük olduğunu açıkladığı belirtilen açıklamada, gemide bulunan kişilerin takibinin sürdürüldüğü ifade edildi. Söz konusu gemide KKTC vatandaşı bulunmadığı da vurgulandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sürecin Enfeksiyon Kontrol Komitesi ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ile birlikte, uluslararası sağlık kuruluşlarının bilimsel veri ve önerileri doğrultusunda yakından takip edildiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section>

<section dir="auto">
<p></p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-alarmi-sonrasi-saglik-bakanligindan-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/tryuiuyre.png" type="image/jpeg" length="43868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıda denetimlerinde 4 ürün alarm verdi]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/gida-denetimlerinde-4-urun-alarm-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/gida-denetimlerinde-4-urun-alarm-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu hafta arasında ithal ve yerli ürünlerden alınan numunelerin Devlet Laboratuvarı’nda pestisit analizleri yapıldı. Analiz sonuçları, Avrupa Birliği’nde geçerli maksimum kalıntı limitlerine göre değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>İthal ürünlerde analiz edilen 25 numunenin 23’ü temiz çıkarken, 2 üründe limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildi. Hürsen Tar. Ür. Ltd.’e ait elma ile SVS Tic. Ltd.’e ait armut, limit üstü kalıntı nedeniyle menşeine iade edildi.</p>

<p>Yerli ürünlerde ise analiz edilen 25 numunenin 23’ü temiz bulundu. Bir numunede limit üstü, bir numunede ise tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tepebaşı köyünde üretim yapan Savaş Ozan’a ait sivri biberde tavsiye dışı bitki koruma ürünü bulunduğu için ürün imha edildi.</p>

<p>Güzelyurt’ta Şadıman Dilek’e ait depoda bulunan mandora mandalinde ise tavsiye edilen bitki koruma ürününün limit üstünde çıkması nedeniyle ürünü<img alt="690650372 1425456476291622 6067762791230660193 N" class="detail-photo img-fluid" height="544" src="https://topuzgazetesicom.teimg.com/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/690650372-1425456476291622-6067762791230660193-n.jpg" width="692" />n imha edileceği açıklandı.</p>
</section></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/gida-denetimlerinde-4-urun-alarm-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/tyyre.png" type="image/jpeg" length="78808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Farelerden bulaşan virüs yeniden gündemde]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/farelerden-bulasan-virus-yeniden-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/farelerden-bulasan-virus-yeniden-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya yeni bir salgın endişesiyle hantavirüsü konuşuyor. Atlas Okyanusu’nda seyir halindeki bir yolcu gemisinde ortaya çıkan vakalar sonrası virüs yeniden gündeme gelirken, Dünya Sağlık Örgütü şu an için küresel pandemi riskinin düşük olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin’den hareket ederek Atlas Okyanusu üzerinden Yeşil Burun Adaları’na doğru ilerleyen MV Hondius adlı gemide bulunan bazı yolcularda hantavirüs tespit edildi. Farklı ülkelerden 147 yolcunun bulunduğu gemide üç kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>İlk olarak Hollandalı bir erkek yolcunun hayatını kaybettiği, ardından eşinin uçuş sırasında fenalaşarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Gemide bulunan Almanya vatandaşı bir yolcunun da geçen günlerde hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Yetkililer, gemide tespit edilen sekiz şüpheli vakadan beşinin doğrulandığını açıkladı. Gemide Türk YouTuber Ruhi Çenet’in de bulunduğu öğrenildi. Çenet, yaşananları sosyal medya hesabından “Bir aylık okyanus yolculuğumda çok kötü şeyler oldu” sözleriyle duyurdu.</p>

<p>Hollanda’da bir kabin memurunun da hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındığı bildirildi. Kabin görevlisinin, sağlık durumu nedeniyle uçağa kabul edilmeyen bir yolcuyla temas ettiği belirtildi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, salgının genel halk sağlığı tehdidinin düşük olduğunu söyledi. DSÖ yetkilileri, virüsün uzun kuluçka süresi nedeniyle yeni vakaların görülebileceğini ancak mevcut durumun COVID-19 benzeri bir pandemi anlamına gelmediğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, hantavirüsün çoğunlukla fare ve sıçan gibi kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle temas sonucu bulaştığını belirtiyor. İnsanlar arasında yayılımın ise oldukça nadir olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Virüsün belirtileri arasında ateş, kas ağrısı, halsizlik, solunum sıkıntısı ve bazı vakalarda böbrek yetmezliği yer alıyor. Ölüm oranının yüzde 20 ila 40 arasında değişebildiği belirtilirken, hastalığa karşı özel bir tedavi yöntemi bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de ise 2026 yılı içerisinde resmi olarak açıklanmış herhangi bir hantavirüs vakası bulunmuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/farelerden-bulasan-virus-yeniden-gundemde</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/h-h-t-y-y.png" type="image/jpeg" length="68277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs yayılıyor! İsrail' in Ardından....]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-yayiliyor-israil-in-ardindan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-yayiliyor-israil-in-ardindan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Amerika seyahatinden dönen bir İsviçre vatandaşında, Zürih’te yapılan testler sonucunda Andes virüsü pozitif çıktı. Hasta, Güney Atlantik’te St. Helena Adası’na uzanan yaklaşık üç haftalık bir cruise yolculuğu sonrası rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Eşi ise belirti göstermemesine rağmen tedbir amaçlı karantinaya alındı. Virüs, İsrail'de de görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Amerika seyahatinden dönen bir <a cmp-ltrk="Article body links" cmp-ltrk-idx="0" href="https://www.mynet.com/haberler/isvicre" rel="nofollow" mrfobservableid="16a4769e-105a-4112-8fd7-05152aef7cce">İsviçre</a> vatandaşı, Zürih’te yapılan testler sonrası Andes virüsü pozitif çıkınca hastaneye kaldırıldı. Hastanın eşi ise belirti göstermemesine rağmen tedbir amaçlı karantinaya alındı. Vaka, Avrupa’da olası yayılım endişelerini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Olayın, daha önce üç ölümün yaşandığı Hollanda bandıralı MV Hondius cruise gemisiyle bağlantılı olması dikkat çekti. Yetkililer, gemide başlayan salgının karaya taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.</p>

<p>Gemideki salgının ardından farklı ülkelerden yolcuların hastalanması, uluslararası sağlık otoritelerini harekete geçirdi.</p>

<p><img alt="Hantavirüs yayılıyor! İsviçre nin ardından İsrail de de görüldü 1" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24522682/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>İSRAİL'DE DE GÖRÜLDÜ</h2>

<p>Hantavirüs bir ülkede daha görüldü. İsrail'de de vaka görüldüğü aktarıldı. İsrail basınına göre hastanın birkaç ay önce Doğu Avrupa'da kaldığı süre boyunca enfekte olduğu ve hastalığa bağlı belirtiler geliştirdikten sonra tıbbi yardım aldığı düşünülüyor.</p>

<p>Son MV Hondius kruvaziyer gemisi salgınıyla bağlantılı, daha tehlikeli And Dağları varyantının aksine, İsrailli hasta kemirgenlerden insanlara bulaşan bir Avrupa varyantıyla enfekte oldu.</p>

<h2>ANDES VİRÜSÜ İNSANDAN İNSANA BULAŞABİLİR Mİ?</h2>

<p>Genellikle kemirgenler aracılığıyla bulaşan hantavirüsler içinde yer alan Hantavirüs türleri, çoğunlukla idrar ve salgılar yoluyla insanlara geçiyor.</p>

<p>Ancak Andes virüsü, nadir şekilde <strong>insandan insana bulaşabilmesiyle</strong> diğer türlerden ayrılıyor ve bu durum endişeyi artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GEMİDE ÖLÜM VE TAHLİYELER</h2>

<p>Gemide yaşanan olaylar zincirinde 11 Nisan’da bir Hollandalı yolcu hayatını kaybetti, kısa süre sonra eşi de yaşamını yitirdi. Nisan sonunda bir İngiliz yolcu Güney Afrika’ya tahliye edilirken, 2 Mayıs’ta bir Alman yolcunun ölümüyle gemideki durum daha da ciddileşti.</p>

<h2>ULUSLARARASI SAĞLIK KURUMLARI UYARIDA BULUNDU</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, gemide insanlar arası bulaş ihtimalinin incelendiğini açıklarken, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) yolcuların Arjantin’de virüse maruz kalmış olabileceğini ve gemide yayılım gerçekleşmiş olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ise virüsün kuluçka süresinin 8 haftaya kadar uzayabilmesinin, temaslı takibini zorlaştırdığına dikkat çekti.</p>

<h2>TEMASLILAR İZLENİYOR, RİSK DEĞERLENDİRİLİYOR</h2>

<p>İsviçre Sağlık Bakanlığı, ülkede yeni vaka görülme ihtimalinin düşük olduğunu açıklasa da temaslı takibinin sürdüğünü bildirdi. Yetkililer, gemiden ayrılan yolcuların hareketlerini ve sağlık durumlarını yakından izliyor.</p>

<p><img alt="Hantavirüs yayılıyor! İsviçre nin ardından İsrail de de görüldü 2" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24522691/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>ANDES VİRÜSÜ NEDİR?</h2>

<p>Andes virüsü, hantavirüs ailesine ait ve özellikle Güney Amerika’da görülen nadir ama ciddi bir virüstür. Bu virüs, Hantavirüs grubunun içinde yer alır ve diğer birçok hantavirüs türünden önemli bir farkla ayrılır: bazı durumlarda insandan insana bulaşabilmesi.</p>

<h2>NASIL BULAŞIR?</h2>

<p>En yaygın bulaş yolu:</p>

<ul>
 <li>Enfekte fare ve kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile temas</li>
 <li>Kirli tozların solunması</li>
</ul>

<p><strong>Ancak Andes virüsünü özel yapan durum:</strong> Bazı salgınlarda yakın temasla insandan insana bulaşabilmesidir (özellikle kapalı alanlar ve uzun süreli temaslarda).</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/hantavirus-yayiliyor-israil-in-ardindan</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/tt1.png" type="image/jpeg" length="78651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Girne’de ücretsiz işitme kontrolü başlıyor]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/girnede-ucretsiz-isitme-kontrolu-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/girnede-ucretsiz-isitme-kontrolu-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne Belediyesi Sosyal İşler Şube Amirliği tarafından düzenlenen ücretsiz işitme taramaları Mayıs ve Haziran aylarında farklı bölgelerde vatandaşlarla buluşmaya devam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Odyolog Suzan Dayı’nın katkılarıyla gerçekleştirilecek taramalar kapsamında vatandaşların işitme sağlığıyla ilgili ön değerlendirmeleri yapılacak, gerekli durumlarda yönlendirme sağlanacak.</p>

<p>Belediyeden yapılan açıklamaya göre taramalar her Perşembe 10.00 ile 16.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ücretsiz işitme taramalarının yapılacağı noktalar şöyle:</p>

<p>7 Mayıs – Ozanköy Muhtarlığı<br />
14 Mayıs – Beylerbeyi Muhtarlığı<br />
21 Mayıs – Zeytinlik Muhtarlığı<br />
4 Haziran – Edremit Muhtarlığı<br />
11 Haziran – Girne Belediyesi</p>

<p>Yetkililer, hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların detaylı bilgi ve randevu için belediyenin 0392 650 01 00 numaralı telefonunu arayarak 1047 ve 1041 dahili hatlarına ulaşabileceğini bildirdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/girnede-ucretsiz-isitme-kontrolu-basliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/rtyujytre.png" type="image/jpeg" length="11392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Terleme ve kötü koku ile ilgili önemli bilgiler: "Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor"]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/terleme-ve-kotu-koku-ile-ilgili-onemli-bilgiler-yedikleriniz-kokunuzu-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/terleme-ve-kotu-koku-ile-ilgili-onemli-bilgiler-yedikleriniz-kokunuzu-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Muhammed Burak Yücel, yaz aylarında terleme ve kötü koku şikayetlerini değerlendiriyor. Hasta tercihleri, tedavi yöntemleri hakkında bilgi veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>"KÖTÜ KOKU YENİLEN GIDALARLA İLGİLİ OLABİLİR"</h2>

<p>Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, "Terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz" dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/terleme-ve-kotu-koku-ile-ilgili-onemli-bilgiler-yedikleriniz-kokunuzu-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/t1-2.png" type="image/jpeg" length="82350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC’de robotik cerrahide tarihi gün]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-robotik-cerrahide-tarihi-gun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-robotik-cerrahide-tarihi-gun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’de sağlık alanında önemli bir dönüm noktası yaşandı. Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, bugün sağlık tarihinde milat olarak nitelendirilecek bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dinçyürek, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde ilk robotik cerrahi ameliyatlarının genel cerrahi hastalarına başarıyla uygulandığını açıkladı. Tamamlanan iki ameliyatın başarılı geçtiğini belirten Dinçyürek, ameliyathaneden yaptığı açıklamada bunun devlet sağlık hizmetleri açısından büyük bir kazanım olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu bir milattır” ifadelerini kullanan Dinçyürek, robotik cerrahinin artık kamu hastanesinde uygulanabiliyor olmasının, hastaların daha ileri teknolojiyle tedavi edilmesinin önünü açacağını söyledi.</p>

<p>Bundan sonraki süreçte uygun vakaların, uygun şartlar altında robotik cerrahinin avantajlarından faydalanarak devlet hastanesinde ameliyat edileceğini belirten Dinçyürek, modern sağlık hizmetlerine erişimin daha da artacağını ifade etti.</p>

<p>Ameliyatların gerçekleştirilmesinde emeği geçen geniş ekibe teşekkür eden Dinçyürek, “Gördüğünüz gibi kalabalık bir ekip. Herkesin emeğine sağlık, ellerine sağlık” dedi. Açıklamasını “Hayırlı olsun” sözleriyle tamamladı.</p>

<p>Robotik cerrahi yöntemiyle yapılan iki operasyon, Op. Dr. Mustafa Kalfaoğlu ile Türkiye’den gelen Prof. Dr. Ali Sapmaz mentörlüğünde Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ekibi tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p></p>

<p><img alt="690877783 1411649937655591 4076698535233386433 N" class="detail-photo img-fluid" height="325" src="https://topuzgazetesicom.teimg.com/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/690877783-1411649937655591-4076698535233386433-n.jpg" width="590" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/kktcde-robotik-cerrahide-tarihi-gun</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/ozge/d-f-h-j-h-g-f-1.png" type="image/jpeg" length="82763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişti, tehlike büyüdü: Keneler neden artıyor?]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/iklim-degisti-tehlike-buyudu-keneler-neden-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/iklim-degisti-tehlike-buyudu-keneler-neden-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlkim düzensizliği ve küresel ısınma nedeniyle kene sezonunun uzadığını belirten, TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi riskinin artacağına dair uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Keskin, havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin daha erken aktif hale geldiğini ve KKKA vakalarının görülmeye başladığını belirterek, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlara giden vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve vücudu örten uzun kollu giysilerin kullanılmasının önemli olduğunu vurgulayan Keskin, <a cmp-ltrk="Article body links" cmp-ltrk-idx="0" href="https://www.mynet.com/haberler/kene" rel="nofollow" mrfobservableid="6010b2b6-386f-4f23-9850-2647c1b1181a">kene</a> kovucu ürünlerin de koruyucu etkisine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="İklim değişti, tehlike büyüdü: Keneler neden artıyor? 1" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24421855/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>İKLİM DÜZENSİZLİĞİ VE KÜRESEL ISINMA KENELERİN DAĞILIMLARINI GENİŞLETİYOR</h2>

<p>İklim düzensizliği ve küresel ısınmanın yalnızca kene popülasyonunu artırmadığını, aynı zamanda coğrafi yayılımını da genişlettiğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hyalomma marginatum türü, KKKA hastalığının ana taşıyıcısıdır. Türkiye'de özellikle Kelkit Vadisi ve İç Anadolu'nun kuzey kesimleri bu tür için doğal yaşam alanı ve daha yoğun görüldüğü bölgelerdir. Son yıllarda bu türün göçmen kuşlar aracılığıyla Avrupa'ya taşındığını, yayılım alanını genişlettiğini ve iklim düzensizliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak gittiği ülkelerde kalıcı olduğunu görüyoruz. Avrupa'nın birçok ülkesinde KKKA hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kayıtlanmaya başlandı. Önümüzdeki yıllarda KKKA vakaları Avrupa'da daha sık görülecek" dedi.</p>

<p><img alt="İklim değişti, tehlike büyüdü: Keneler neden artıyor? 2" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24421870/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>KENE TAKVİMİNİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ETKİLEDİ</h2>

<p>Toprak sıcaklığının 10-15 derecenin üzerine çıkmasıyla kenelerin aktif hale geldiğini, 20 derece civarında ise yoğun şekilde konak aradıklarını belirten Keskin, "Kış aylarının kısalması ve sonbaharın uzamasıyla birlikte kene sezonu nisan ayından başlayıp eylül-ekim aylarına kadar devam ediyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keskin ayrıca uygun iklim şartlarının kenelerin yıl içinde daha fazla nesil üretmesine yol açabileceğini belirterek, bunun da kene popülasyonunda artışa neden olabileceğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/iklim-degisti-tehlike-buyudu-keneler-neden-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/k1-2.png" type="image/jpeg" length="25014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Televizyon izlerken aniden kör oldu!]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/televizyon-izlerken-aniden-kor-oldu1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/televizyon-izlerken-aniden-kor-oldu1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarıyer’de yaşayan 65 yaşındaki Gülşen Şenol, evinde televizyon izlediği sırada sağ gözünde ani görme kaybı yaşadı. Ailesi tarafından hastaneye kaldırılan Şenol’a yapılan tetkiklerde santral retinal arter tıkanıklığı teşhisi konuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ev hanımı Gülşen Şenol, 27 Mart Cuma günü öğleden sonra, evinde televizyon izlediği sırada sağ gözünde ani <a cmp-ltrk="Article body links" cmp-ltrk-idx="0" href="https://www.mynet.com/haberler/gorme-kaybi" rel="nofollow" mrfobservableid="f47b2b6c-5437-4016-9d1e-d0319906a134">görme kaybı</a> gelişti.</p>

<p>Ailesi tarafından 18.00 sıralarında ilk olarak Sarıyer Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen Şenol yapılan tetkikler sonrası göz hastalıkları bölümüne yönlendirildi. Şenol'un kontrollerde sağ gözünde santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı oluştuğu belirlendi.</p>

<p>Doktorlar tarafından Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Şenol'un, acilen yüksek basınçlı ortamda uygulanan yüzde 100 oksijen tedavi yöntemi olan Hiperbarik Oksijen tedavisi alması gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ani görme kaybı gelişmesinden yaklaşık 10 saat sonra Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesine yönlendirilen Şenol, gece saatlerinde hiperbarik oksijen tedavisinin ilk seansını aldı. Her seansta 2 saat hiperbarik oksijen alan Şenol'un sağ gözü 14 seanslık tedavi sonrası yeniden görmeye başladı. Şenol'un tedavisini üstlenen Doç. Dr. Selin Gamze Sümen, "Aslında bu tür olgularda en etkili ve tek tedavi hiperbarik oksijen tedavisi diyebilirim. Şu anda bulunmuş tamamen iyileştirici bir tedavi yöntemi yok. Bu tür santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kayıplarında şu anda en iyi sonuçları ve en hızlı sonuçları hiperbarik oksijen tedavisiyle alıyoruz" dedi.</p>

<h2>"SAĞ GÖZÜMDE BİR KARARTI VE BAŞ DÖNMESİ OLDU"</h2>

<p>Gülşen Şenol, "Torun okula gitti, televizyon açtım. Bir anda bir karartı oldu, ayağa kalktım. Başımda dönme oldu; geri oturdum. Zaten yakın ve uzağı göremiyorum; gözlük kullanıyorum. Sağ gözümde bir siyahlık oldu. Gözlüğü sildim yine devam ediyor. Gören sol gözümü kapattığımda televizyon simsiyahtı, alttan bir çizgi vardı. Dışarı çıktım tansiyonumu ölçtürdüm, sol gözümle görüyorum. O an tansiyonla ilgili olduğunu düşündüm. Gözde böyle bir şey olacağını düşünemedim. Benim tansiyonumu ölçen eczacı, 'Abla senin hemen nörolojiye gitmen gerekiyor. Tansiyonun iyi, böyle bir şey olamaz' dedi. Eve geldiğimde çocuklar aradı, beni dişçiye götüreceklerdi. 'Anne giyin gel' dediğinde, 'Oğlum ben gelemem benim mide bulantım var, bir de gözüm görmüyor' dedim. Hemen geldiler, 16.00'da oldu; 18.00'de beni hastaneye götürdüler. Bir anda oluştu, ikisinde de geldi gitti 'Gözlüklerimde mi bir şey var' dedim. Çünkü birinde görmeye başladım ama sağ gözde bir çamur var" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"ACİLEN OKSİJEN TEDAVİSİNE GİRMEM GEREKİYORMUŞ"</h2>

<p>Şenol, "O arada çocuklar gelip beni acile götürdüler. Kaç saat olduğunu sordular. Sarıyer Hamidiye Hastanesi'ne götürüldüm. Onlar MR çektiler. Doktorlar 'Gözüne pıhtı atmış' dediler. Beni acil olarak Seyrantepe'ye sevk ettiler. Orada göz doktorları baktığında acilen benim hiperbarik oksijen tedavisine girmem gerekiyormuş. 24 saat içinde hiperbarik oksijen tedavisi görmezsem gözümün geri gelmeyeceği söyledi. Ben tedaviyi aldığım gecenin sabahında görmeye başladım. Gözüm yarı yarıya açıldı, bulanıklık gitti. Bu tedaviyle birlikte gözümde yüzde 100 fayda gördüm. Çok üzülmüştüm, gözüm çok rahatladı. Her geçen gün daha da rahatlıyorum" dedi.</p>

<p><img alt="Sarıyer de bir kadın televizyon izlerken aniden kör oldu! 1" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24447955/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<p></p>

<h2>"14 SEANSTAN SONRA GÖRMEYE BAŞLADIM"</h2>

<p>Hiperbarik oksijen tedavisinin ardından göz anjiyosuna girdiğini de anlatan Şenol, "Bana göz anjiyosu yapıldı, her şey yapıldı. O yönden en son kontrole gittiğimde sağ gözümdeki görmenin yüzde 50'yi geçtiğini demişlerdi, daha sonra bir daha gitmedim. Buradan tedavim bitince göz doktoruna gideceğim. Eğer 'Devam etsin' derlerse geri geleceğim. 14 seanstan sonra çok güzel görmeye başladım. Görebiliyorum. Ben sadece aşağıda bir ışık görüyordum. Işık tamamen değil, komple açıldı. Tavanı da görebiliyorum, şu anda her yeri görebiliyorum. Benim gibi olanlar mutlaka doktorlarına bildirsinler, bu tedaviyi alsınlar. Gerçekten bana çok çok faydası oldu. Ben göremeyeceğim diye çok üzülmüştüm. Gerçekten çok faydasını gördüm. Belki ben ilk olabilirim ama gördüm. Başka bir tedavi almadım, bu tedaviyi burada aldım. Bu oksijen tedavisiyle görmeye başladım" diye konuştu.</p>

<h2>"RETİNAYI BESLEYEN ATARDAMARIN PIHTIYLA TIKANMASI SONUCU OLUŞUR"</h2>

<p>Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selin Gamze Sümen, "65 yaşında kadın hasta. Bir akşam gece nöbette, ani görme kaybı şikayetiyle başka bir kamu kurumundan acil olarak yönlendirilmişti. Hastanın tanısının da santral retinal arter tıkanıklığına bağlı olarak ani görme kaybı olarak değerlendirilmişti. Santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı; aniden gelişen, ağrısız, hastanın görme yetisinde bozulmayla karakterize bir hastalıktır. Görmesinde kısmi olarak bulanık görme, bulutlu görme ya da hiç göremediğini ifade ederek daha çok hastalar bize başvurmaktadır. Bu hastalığın oluşmasındaki temel etken, gözün retina tabakasında bulunan ve retinayı besleyen temel atardamarın ya da onun dallarının bir pıhtıyla tıkanmasıyla karakterizedir. Gözün retinası oksijensizliğe çok duyarlıdır. Hastalık çok kısa sürede eğer o bölgenin oksijenlenmesi sağlanamazsa hastanın görme kaybı ilerler" dedi.</p>

<h2>İYİLEŞME HASTADAN HASTAYA DEĞİŞİYOR</h2>

<p>Doç. Dr. Sümen, "Hastanın görme kaybı şikayeti 27 Mart 2026'da başlamıştı. Öğleden sonra ilk yakınmaları başlamış. Hasta gözünde bir çapaklanma, gözlük kullandığı için orada bir lekelenme olduğunu önce düşünmüş; fakat sildikten sonra geçmediği için yakınlarıyla birlikte başka bir kamu hastanesinde acile götürülmüş. Acilde göz hekimleri değerlendirdikten sonra sağ gözünde santral retinal arter dediğimiz ana gözü besleyen atardamarın tıkanıklığını saptamışlar. Ona bağlı olarak da ani görme kaybıyla hastanın bir an önce hiperbarik oksijen tedavisi alması için nöbetçi merkezi aramışlar. Biz de o gece nöbetçiydik. Hasta bize yaklaşık olay olduktan 7-8 saat sonra başvurdu, gece yarısına doğru geldi. Biz gerekli muayenesini yaptıktan sonra bulguları da tanıyla örtüşüyordu. Acil hiperbarik oksijen tedavisini uyguladık. İlk seanstan çıktıktan sonra hastanın hem el hareketleri olsun, parmak saymayla ilgili olsun yaptığımız muayene bulgularında bir miktar iyileşme olduğunu fark ettik. Sonra da ertesi gün, bugüne kadar seanslarını düzenli alacak şekilde planlamasını yaptık. Şimdi bugüne kadar hastaya 14 seans hiperbarik oksijen tedavisi uyguladık. Bundan sonra da görmesindeki bahsettiği o karanlık alanın kaybolmasına kadar tedavi planlamayı düşünüyoruz. Bu da hastadan hastaya değişebiliyor. Bazen bazı hastada 20 seans sonrası, bazı hastada 10 seans sonrası kaybolabiliyor. Bundan sonra da hastanın muayene bulgularına göre belirleyeceğiz. 5 ya da 10 seans daha uyguladıktan sonra görmesinin tamamına yakınının açılacağını umut ediyoruz" dedi.</p>

<h2>"YÜZDE 90 ÜZERİNDE BİR GÖRME KAZANIMI MEVCUT"</h2>

<p>Doç. Dr. Sümen, "Hastanın beyanen ifadesine göre neredeyse yüzde 90 üzerinde bir görme kazanımı mevcut. Çok az bir leke tarzında hareket eden bir siyahlık olduğunu ifade ediyor. Biz genelde bu tür hastaları muayene ederken geldiğinde görme alanını dört kadrana bölüyoruz ve üst iki kadran, alt iki kadran; bu kadranlarda el hareketimizi görebiliyor mu, ışığı seçebiliyor mu, parmak sayabiliyor mu bunlara bakıyoruz. Bizim hastamızın ilk başta bazı sorunları vardı; ayırt edemiyordu, bir bulut ve sis gibi bir kapalı önünde bir alan olduğunu tarif ediyordu. Şimdi çok rahat parmaklarımızı sayabiliyor, el hareketlerimizi görebiliyor ve ışığı da seçebiliyor" dedi.</p>

<h2>HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ NEDİR?</h2>

<p>Tedavinin özelliklerinden de bahseden Doç. Dr. Sümen, "Hiperbarik oksijen tedavisi; kapalı bir ortamda, ki burası basınç odası dediğimiz ortam; 1 atmosferden daha yüksek basınç altında yüzde 100 oksijen solutularak uygulanan bir medikal tedavi yöntemidir. Bu tedavi aslında hem vücudumuzdaki dokularda oksijenin çözünmesini artırmakta ve eğer oksijeni düşük dokularda bir ihtiyaç varsa onu bir şekilde gidererek tedavide faydalı olmaktadır. Farklı hastalıkların tedavisinde uyguluyoruz. Örneğin bunların içerisinde hastamızda gördüğümüz gibi, damar tıkanıklığına bağlı olan ani görme kaybı, ani idiyopatik işitme kaybı, kemikte kronik iltihapla seyreden bazı hastalıklar, şeker hastalığına bağlı veya damar tıkanıklığına bağlı yara iyileşmesi problemi olan hastalarımızda uyguluyoruz. Biz bir seansı 1 gün için ifade ediyoruz. Her bir gün girdiği seans bir seans oluyor. Günler içerisinde bu arttıkça ona göre de seans sayısı artıyor" dedi.</p>

<p><img alt="Sarıyer de bir kadın televizyon izlerken aniden kör oldu! 2" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24447967/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>"HİPERTANSİYON VE DİYABET HASTALARINDA RİSK YÜKSEK"</h2>

<p>Sümen, "Ana arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı; hipertansiyonu, diyabeti, aterosklerotik damar hastalığı olan hastalarda karşımıza çıkıyor. Sigara içmek bir risk faktörü oluyor. Genelde tek bir gözü tutuyor. Çünkü damar içerisindeki bir pıhtılaşmadan kaynaklandığını biz zaten bunun öne sürüyoruz ve o pıhtının büyüklüğüne bağlı olarak hangi tarafa, sağ ya da sol göze o pıhtı hareket ediyorsa orada tıkanıklık oluşuyor ve o gözle ilgili yakınmalar başlıyor. Aslında bu tür olgularda en etkili ve tek tedavi hiperbarik oksijen tedavisi diyebilirim. Göz içine bir cerrahi işlem yapılamıyor veya herhangi bir ilaçla o pıhtıyı eritemiyorlar. Şu anda bulunmuş bir tamamen iyileştirici tedavi yöntemi yok. Bu tür santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kayıplarında şu anda en iyi sonuçları ve en hızlı sonuçları hiperbarik oksijen tedavisiyle alıyoruz" dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/televizyon-izlerken-aniden-kor-oldu1</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/a4-5.png" type="image/jpeg" length="21245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama deyip geçmeyin! Bu hastalığın habercisi olabilir!]]></title>
      <link>https://www.topuzgazetesi.com/horlama-deyip-gecmeyin-bu-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.topuzgazetesi.com/horlama-deyip-gecmeyin-bu-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku apnesinin birçok hastalığın temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, "Kuvvetli baş ağrısı, c*nsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler, uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Uyku Günü dolayısıyla "uyku apnesi" hakkında bilgiler veren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, hastalığın en önemli belirtisinin horlama olduğuna dikkat çekerek, "Bazen yan odalarda uyuyanlar bile hastanın uyku apnesi durumunu anlayabilir. Kişinin uyurken solunumunun durmasını ise yanında yatan kişi fark eder. Uyku apnesi belirtilerinden bir diğeri ise gündüz uyuklama durumudur. Hasta gece boyunca bahsedilen uykuda nefesin durması, horlama gibi faktörler yüzünden uyku düzenini kaybeder. Hasta sabah kalktığında yorgun ve bitkin bir şekilde kalkacaktır. Kaliteli uyku olmadığı için de hasta gündüz uyuklama halindedir" dedi.</p>

<p>Opr. Dr. Karadavut, uyku apnesinin sebep olduğu problemleri ise şöyle sıraladı:<br />
"Uyku apnesi yaşayan hasta, uykusunu yeterli ve düzenli olarak alamadığı için sabah kalktığı zaman ciddi bitkinlik, yorgunluk hali yaşar. Hasta uykusunu tam alamaz. Buna bağlı olarak sinirli olma, konsantre olamama durumları da kendini gösterir. Ciddi baş ağrısı yakınmaları vardır, gece boyunca sık sık idrara çıkma söz konusudur. Uygunsuz yerlerde uyuma vardır. Bu da hastanın iş ve okul performansını ciddi oranda azaltır."</p>

<h2>TEDAVİDE YÜKSEK HAVA BASINCI UYGULANABİLİR</h2>

<p>Tedaviyle alakalı da bilgilendirmelerde bulunan Opr. Dr. Yunus Karadavut, "Uyku apnesi, birçok hastalığın temel nedenlerinden biridir. Kuvvetli baş ağrısı, c*nsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki uyku apnesi tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Yüksek derecede uyku apnesi için pozitif hava basıncı tedavisi uygulanmaktadır. Yukarıda bahsedilen belirtileri taşıyan kişilerin mutlaka kulak burun boğaz konusunda uzmanlaşmış kişilere görünmeleri gerekmektedir" diye konuştu.</p>

<h2>BU HASTALIKLAR UYKU SORUNLARINA YOL AÇIYOR</h2>

<p>Opr. Dr Yunus Karadavut, uyku sorunlarına yol açan hastalıklara dikkat çekerek, "Depresyon ve kaygı bozuklukları, astım ve akciğer hastalıkları, kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, fibromiyalji, parkinson, MS, kas hastalıkları ve ALS gibi bazı hastalıklar farklı tiplerde uyku sorunlarına yol açabilmektedir. Ek olarak Covid-19 hastalarında uyku apne riski yüksek bulunan vakalarda klinik seyrin, düşük riskli gruba göre iki kat daha ağır geçtiği gözlemlenmiştir. Uyku apne tanı ve tedavisinin daha etkin bir şekilde yapılmasıyla bu risklerin de azaltılabileceği kanısındayız" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BU BELİRTİLERDE HEMEN DOKTORA BAŞVURUN</h2>

<p>Hangi belirtilerde doktora başvurulması gerektiğine de değinen Dr. Karadavut, "Uykuya dalmakta zorluk, nedensiz şekilde sık uyanma, sabah çok erken saatte uyanıp bir daha uyuyamama, gece en az bir kez tuvalet ihtiyacıyla uyanma, uykuda terleme, uykuda sık pozisyon değiştirme veya sık hareket etme, sabah dinlenmemiş ve yorgun uyanma, gündüz yorgunluğu, gün içinde uyku ihtiyacı veya uyuklama, zihinsel aktivitelerde giderek bozulma, normal beslenmeye karşın giderek kilo alma, sebepsiz mizaç bozuklukları, sinirlilik ve gerginlik gibi önemli problemler olduğunda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır" diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.topuzgazetesi.com/horlama-deyip-gecmeyin-bu-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://topuzgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/topuzgazetesi-com/uploads/2026/05/sumeyye/u1-2.png" type="image/jpeg" length="92000"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
